Yapay zeka öğrenmeyi hızlandırıyor ama ne pahasına?
Eğitimde yapay zekanın kullanım alanı hızla genişlerken, uzmanlar bu dönüşümün öğrenme süreçlerini kolaylaştırmak kadar öğrencilerin düşünme, odaklanma ve sosyalleşme becerileri üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD merkezli teknoloji şirketlerinin öncülüğünde yapay zekanın eğitim sistemlerine entegrasyonu son dönemde dikkat çekici biçimde hızlandı. Microsoft, OpenAI ve Google gibi şirketler, farklı ülkelerde yüz binlerce öğrenci ve öğretmeni kapsayan yapay zeka destekli eğitim projelerini hayata geçiriyor. Bu adımlar, eğitimde verimlilik ve kişiselleştirme vaadi sunarken, beraberinde yeni soru işaretlerini de gündeme taşıyor.
ABD’de bazı eyaletlerde yapay zeka sohbet botları lise öğrencilerinin kullanımına açılırken, öğretmenler ve idari personel için de yapay zeka tabanlı yardımcı araçlar devreye alındı. Benzer girişimler ABD dışına da yayıldı; Orta Amerika’dan Güneydoğu Asya’ya kadar birçok ülkede yapay zekanın sınıflara girmesi için projeler başlatıldı. Şirketler, bu teknolojilerin öğretmenlerin iş yükünü azaltacağını ve öğrencileri geleceğin iş gücüne hazırlayacağını savunuyor.
Ancak akademik çevrelerde aynı iyimserlik hâkim değil. Carnegie Mellon University ile Microsoft’un ortak yürüttüğü ve 2025’te yayımlanan bir araştırma, yapay zeka sohbet botlarının yoğun kullanımının eleştirel düşünme becerilerini zayıflatabileceğini ortaya koydu. Araştırmada, yapay zeka araçlarına duyulan güven arttıkça kullanıcıların analiz, sorgulama ve problem çözme gibi zihinsel süreçlere daha az başvurduğu tespit edildi. Bu durum, öğrenme sürecinde “bilişsel tembellik” riskini gündeme getirdi.
Uzmanlar, bu tartışmanın geçmişte yaşanan teknoloji odaklı eğitim projelerini hatırlattığına da dikkat çekiyor. “Her çocuğa bir bilgisayar” gibi girişimlerin, beklenen akademik kazanımları sağlayamadığı örnekler yeniden gündeme gelirken, teknolojinin rehbersiz ve sınırsız kullanımının eğitimde kalıcı fayda üretmediği görüşü öne çıkıyor.
ABD’nin New Jersey eyaletindeki St. Peter’s Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Stephen Cicirelli, yapay zekanın sınıf ortamında zincirleme bir dikkat dağınıklığı yarattığını belirtiyor. Cicirelli’ye göre, bir öğrencinin yapay zeka kullanması, sınıftaki diğer öğrencilerin de odağını bozabiliyor. Öğretmenin rolünün yalnızca bilgi aktarmak olmadığını vurgulayan Cicirelli, yüz yüze eğitimin empati, iletişim ve sosyal beceriler açısından vazgeçilmez olduğunu ifade ediyor.
Cicirelli ayrıca, eğitimde asıl eşitsizliğin yapay zekaya erişememekten değil, aşırı teknolojiye maruz kalmaktan kaynaklanabileceğini savunuyor. Ona göre, gelecekte ayrıcalıklı eğitim modeli, daha az ekranın ve daha fazla insan etkileşiminin olduğu okullarla anılabilir.
Yapay zekanın doğası gereği hız ve üretkenlik odaklı olduğunu dile getiren Cicirelli, öğrenmenin ise yavaş ve emek isteyen bir süreç olduğunu hatırlatıyor. Bu iki yaklaşım arasındaki uyumsuzluğun, eğitimde yapay zekanın sınırlarının yeniden düşünülmesini zorunlu kıldığına dikkat çekiyor.
Bakmadan Geçme