Türkiye insansız deniz araçlarında yeni bir sayfa açıyor

Silahlı insansız hava araçlarıyla küresel ölçekte başarı yakalayan Türkiye, bu tecrübesini denizlere taşıyor.

Dünya genelinde silahlı insansız hava araçları pazarında lider konuma yükselen Türk savunma sanayisi, bu alandaki birikimini deniz platformlarına aktarmak için kararlı adımlar atıyor. Türkiye, denizlerdeki stratejik çıkarlarını korumak amacıyla silahlı insansız deniz araçlarını (SİDA) bir “kuvvet çarpanı” olarak konumlandırırken, bu alanda somut sonuçlar da alınmaya başlandı.

Bu süreçte geliştirilen ilk platform olan ULAQ SİDA, aralık ayında Türk Deniz Kuvvetleri envanterine girdi. Bu teslimat, platformun operasyonel olgunluğa ulaştığını göstermesi açısından önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor. Aynı dönemde Katar Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bir adet ULAQ 11 PSV/ISR botunun teslim edilmesi ise Türkiye’nin ilk silahlı insansız deniz aracı ihracatı olarak kayıtlara geçti.

Söz konusu gelişmeler, ULAQ ailesine yönelik uluslararası ilgiyi belirgin şekilde artırdı. Otonomi kabiliyetleriyle öne çıkan ULAQ SİDA’nın gerçek kullanıcıyla operasyonel ortamda buluşması, sistemin teknoloji olgunluk seviyesini üst noktaya taşıdı. Sahadan alınan olumlu geri bildirimler, platformun farklı coğrafyalardaki potansiyel kullanıcıların da dikkatini çekmesini sağladı. Bu durum, ULAQ özelindeki iş geliştirme faaliyetlerinin hız kazanmasında etkili oldu.

Bu kapsamda, Ares Tersanesi ile ULAQ Global, Milli Savunma Bakanlığı izni çerçevesinde yurt içi ve yurt dışındaki birçok dost ve müttefik ülkeyle temaslarını sürdürüyor. Öncelik, Türk Deniz Kuvvetleri ile Sahil Güvenlik Komutanlığının ihtiyaçlarının karşılanması olmakla birlikte, Körfez coğrafyasında ve Uzak Doğu’da çeşitli ülkelerle farklı yeteneklere sahip ULAQ platformları için görüşmeler yürütülüyor. 2026 yılı boyunca yeni ihracat sözleşmelerinin kamuoyuna açıklanması bekleniyor.

ULAQ SİDA’nın en önemli avantajlarından biri modüler yapısı olarak öne çıkıyor. Aynı platformun farklı faydalı yüklerle donatılarak çok çeşitli görevleri icra edebilmesi, sistemi esnek ve geliştirilebilir kılıyor. Faydalı yüklerin uzaktan veya otonom şekilde görev yapabilmesi, yeni operasyonel konseptlerin de önünü açıyor. Bu doğrultuda farklı faydalı yük üreticileriyle çalışmalar sürerken, yeni versiyonlar üzerinde de geliştirme faaliyetleri devam ediyor.

Otonomi seviyesi de platformun gelişiminde kritik bir başlık olarak ele alınıyor. Katar Sahil Güvenlik Komutanlığı’na daha önce teslim edilen prototip ULAQ, bir yılı aşkın süredir sahada aktif olarak kullanılıyor. Bu süreçte elde edilen kullanıcı geri bildirimleri, tasarım, otonomi kabiliyetleri ve platform içi yedeklilik alanlarında önemli iyileştirmelere dönüştürüldü. Katar’a teslim edilen yeni platformlarla bu gelişimin daha da hızlanacağı öngörülüyor.

Yerlilik ve millilik ise ULAQ ailesinin temel öncelikleri arasında yer alıyor. Platformlarda TÜMOSAN tarafından geliştirilen yerli motorların kullanılması, yalnızca bir tedarik tercihi değil; aynı zamanda sürdürülebilirlik, tedarik güvenliği ve operasyonel bağımsızlık açısından stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Bunun yanı sıra silah sistemleri, sevk sistemleri, enerji yönetimi, görev bilgisayarları ve otonomiye ilişkin kritik alt bileşenlerde de yerli katkı oranının artırılması hedefleniyor.

Yürütülen çalışmalarla birlikte, sadece yerli komponent kullanımının değil; tasarım, entegrasyon ve karar verme yetkinliklerinin de Türkiye’de kalıcı hale getirilmesi amaçlanıyor. Bu doğrultuda ULAQ ailesinin gelecek versiyonlarında yerlilik oranının kademeli olarak artırılması planlanıyor.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
AA

Bakmadan Geçme