Türkiye askeri teknolojide yeni bir lige mi çıkıyor?

Türkiye savunma sanayisi, 2026 yılında insansız savaş uçaklarından milli motorlara, ihracattan yüksek teknoloji projelerine kadar birçok alanda tarihi adımlar atmaya hazırlanıyor.

Türk savunma sanayisi, 2026 yılına yüksek tempolu bir ajandayla giriyor. İnsansız savaş uçağı KIZILELMA’nın ilk teslimatından Milli Muharip Uçak KAAN’ın seri üretim sürecine, yerli motorlardan ileri teknoloji savunma sistemlerine kadar pek çok kritik proje bu yıl somut aşamaya ulaşacak. Yetkililer, söz konusu gelişmelerin yalnızca askeri kapasiteyi değil, Türkiye’nin küresel savunma sanayi konumunu da güçlendireceğini vurguluyor.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, savunma ve havacılık sektörünün 2025 performansı ile 2026 hedeflerinin paylaşıldığı toplantıda, sektörün insan kaynağı, AR-GE, ihracat ve sanayileşme başlıklarında kapsamlı bir dönüşüm sürecinden geçtiğini ifade etti. Görgün, nitelikli insan kaynağını artırmaya yönelik programların tersine beyin göçünü hızlandırdığını, savunma sanayisinin artık yalnızca üretim yapan değil, yetenek yöneten bir yapıya kavuştuğunu belirtti.

AR-GE yatırımlarının ihracata dönüştüğünü dile getiren Görgün, savunma sanayisinde yürütülen projelerin 2025 itibarıyla 10 milyar doların üzerinde ihracat hacmine ulaştığını aktardı. Türkiye genelinde savunma ve havacılık ihracatı yapan il sayısının artması, sektörün tabana yayıldığını ve sanayileşmenin güçlendiğini ortaya koydu. Asya-Pasifik’ten Avrupa’ya, Amerika’dan Afrika’ya uzanan geniş coğrafyada imzalanan yeni sözleşmelerin, Türkiye’ye duyulan güvenin göstergesi olduğu vurgulandı.

2026 yılı ise özellikle havacılık alanında kritik bir eşik olarak görülüyor. KIZILELMA İnsansız Savaş Uçağı’nın ilk teslimatının yapılması, KAAN için seri üretim sözleşmesinin imzalanması ve gemiden kalkış-iniş yapabilen yeni nesil SİHA’ların envantere girmesi planlanıyor. Aynı zamanda yerli ve milli motor projelerinde önemli test ve tasarım aşamalarının tamamlanması hedefleniyor.

Hava savunma, füze sistemleri, deniz platformları, elektronik harp ve uzay tabanlı haberleşme alanlarında da yüksek adetli teslimatlar öngörülüyor. Yeni nesil radarlar, lazer silah sistemleri, elektronik harp çözümleri ve otonom platformlarla Türkiye’nin caydırıcılık kapasitesinin artırılması amaçlanıyor. Kara, deniz ve hava unsurlarında eş zamanlı ilerleme sağlanarak, çok katmanlı bir savunma mimarisi kurulması hedefleniyor.

Deniz kuvvetleri için yerli ve milli projeler de hız kazanacak. Yeni denizaltılar, MİLGEM sınıfı gemiler, insansız deniz araçları ve amfibi platformların envantere girmesiyle birlikte, Türkiye’nin denizlerdeki etkinliğinin daha da artması bekleniyor. Aynı zamanda Milli Uçak Gemisi Projesi kapsamında yürütülen çalışmaların, savunma sanayisinin ulaştığı ölçeği gözler önüne serdiği ifade ediliyor.

Yetkililer, 2026 yılında atılacak bu adımların, Türkiye savunma sanayisini yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir yapıdan çıkararak, küresel ölçekte rekabet eden, teknoloji üreten ve güvenilir bir ortak konumuna taşıyacağını belirtiyor.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
AA

Bakmadan Geçme