Trump'ın Grönland hamlesi ittifakı sarsıyor
ABD Başkanı Donald Trump'ın Danimarka'ya bağlı özerk bölge Grönland'a yönelik söylemleri Avrupa'da alarm zillerini çaldı.
Donald Trump yönetiminin göreve gelişinin üzerinden bir yıl geçerken, Washington ile Avrupa arasındaki gerilim çok sayıda başlıkta derinleşmiş durumda. Ticaret politikaları, savunma harcamaları ve Ukrayna savaşı gibi konulara ek olarak, Trump’ın Grönland’a yönelik artan ilgisi Brüksel’de ciddi endişe yaratıyor.
Avrupalı liderler, Danimarka’ya açık destek mesajları vererek Grönland’a yönelik ilhak ya da benzeri girişimlerin kabul edilemez olduğunu vurguluyor. Ancak asıl tartışma, ABD’nin söylemlerinin fiili adımlara dönüşmesi halinde NATO’nun nasıl bir sınavla karşı karşıya kalacağı noktasında yoğunlaşıyor.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, müttefiklerin Arktik bölgesinin güvenliğini ele aldığını belirtirken, ABD’nin Danimarka’ya yönelik olası bir saldırısının ittifakın geleceği üzerindeki etkilerine dair yorum yapmaktan kaçındı.
Atlantic Council bünyesinde çalışan İsveçli savunma uzmanı Elisabeth Braw’a göre, yaşanan tablo NATO açısından eşi benzeri görülmemiş bir kriz anlamına geliyor. Braw, Grönland’ın savunulmasının Avrupa Birliği’nin değil, doğrudan NATO’nun sorumluluğu olduğunu vurguluyor ve ittifak içinde ilk kez bir üye ülkenin başka bir üyenin toprağı üzerinde hak iddia etmesiyle karşı karşıya kalındığını ifade ediyor.
Daha önce NATO içindeki gerilimlerin Yunanistan ve Türkiye arasında yaşandığını hatırlatan Braw, bu anlaşmazlıkların hiçbir zaman mevcut durumdaki kadar varoluşsal bir tehdit yaratmadığını söylüyor. Ona göre bugün gelinen noktada, dünyanın en güçlü NATO üyesinin bir başka üyenin toprağını fiilen tehdit etmesi, ittifakın temel mantığını zedeliyor.
Braw, Danimarka ve Grönland’a yönelik olası bir saldırının NATO’nun fiilen sona ermesi anlamına geleceğini savunuyor. Çünkü NATO’nun özü, üyelerin birbirine saldırmaması ilkesine dayanıyor. Bu ilkenin çökmesi halinde ittifakın işlevini sürdürmesinin mümkün olmayacağını belirtiyor.
Uzman isim, Grönland’ın bazı Amerikalılar için tarihsel ve stratejik bir çekiciliğe sahip olduğunu kabul etmekle birlikte, bunun başka Avrupa toprakları için emsal teşkil edebileceği uyarısında bulunuyor. Böyle bir senaryonun, güçlü ülkelerin kuralları hiçe sayabileceği yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini ifade ediyor.
Bu durumun yalnızca küçük ülkeleri değil, orta ve büyük ölçekli devletleri de tehdit edeceğini dile getiren Braw, dünya düzeninin kurallar yerine güce dayanması halinde hiçbir ülkenin tamamen güvende olmayacağını söylüyor. Ona göre böyle bir ortamda ABD bile Çin’den gelebilecek tehditler karşısında daha kırılgan hale gelebilir.
NATO içindeki güven ilişkisinin ciddi biçimde sarsıldığını belirten Braw, farklı ülkelerden askerlerin aynı ittifak çatısı altında nasıl birlikte çalışmaya devam edebileceğinin büyük bir soru işareti olduğunu vurguluyor. Büyük bir müttefikin, daha küçük bir müttefikin toprağına göz diktiği bir yapının sürdürülebilir olmadığını ifade ediyor.
Braw, krizin kalıcı bir çözüme kavuşmasının son derece zor olduğunu, mevcut koşullarda ülkelerin yalnızca krizin daha da derinleşmesini engellemeye çalışabileceğini belirtiyor. Trump’ın Grönland konusundaki tutumunun dış baskılarla değişmeyeceğini savunan Braw’a göre, önümüzdeki dönem NATO açısından son derece hassas ve riskli olacak.
Bakmadan Geçme