Sosyal medya artık savaş odalarının vazgeçilmezi
Açık kaynak istihbaratında sosyal medya platformlarının etkisi her geçen gün artarken, kriz ve çatışma dönemlerinde paylaşılan anlık veriler askeri ve siyasi karar alma süreçlerinde belirleyici bir unsur haline geliyor.
Açık kaynak istihbaratı (OSINT) alanında yaşanan dönüşüm, sosyal medya platformlarını küresel ölçekte stratejik kararların merkezine taşıdı. Kriz ve çatışma dönemlerinde sahadan gelen anlık paylaşımlar, geleneksel istihbarat yöntemlerine kıyasla çok daha hızlı ve geniş bir bilgi akışı sağlıyor. Bu durum, askeri ve siyasi karar alma mekanizmalarında yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Veri Bilimi Uzmanı Emre Durgut, son dönemde yaşanan Venezuela merkezli gelişmeler üzerinden sosyal medyanın istihbarat alanındaki rolünü değerlendirdi. Durgut’a göre, sosyal medya platformları özellikle kriz anlarında “gerçek zamanlı açık kaynak istihbaratının omurgası” haline gelmiş durumda. Sahadaki gazeteciler, yerel tanıklar ve kullanıcılar tarafından paylaşılan fotoğraf, video ve konum verileri, karar vericilere anlık bir durum resmi sunuyor.
Geleneksel istihbarat raporlarının saatler hatta günler süren analizlerin ardından üst yönetime ulaştığını hatırlatan Durgut, günümüzde yöneticilerin sosyal medya üzerinden sahadaki gelişmeleri milyonlarca kullanıcıyla aynı anda takip edebildiğini ifade etti. Bu durumun, özellikle siyasi karar alma süreçlerinde kamuoyu baskısını artırdığını ve kararların daha hızlı alınmasına yol açabildiğini vurguladı.
Sosyal medyanın bu denli merkezileşmesi, beraberinde dezenformasyon riskini de getiriyor. Durgut, rakip aktörlerin sahte hesaplar ve yanıltıcı içeriklerle bilgi akışını manipüle etmeye çalıştığını belirterek, dezenformasyonun artık modern çatışmaların standart bir unsuru haline geldiğine dikkat çekti. Ancak bu bilgi kirliliğinin, doğru analiz edildiğinde rakiplerin niyetlerini ve stratejilerini anlamak için de bir fırsat sunduğunu dile getirdi.
Savaş ve kriz yönetim merkezlerinde yalnızca ekranların izlenmediğini aktaran Durgut, yapay zeka ve veri madenciliği araçlarının bu süreçte aktif rol oynadığını söyledi. Doğal dil işleme modelleriyle paylaşımların analiz edildiğini, görüntü tanıma sistemleriyle görsellerin doğrulandığını ve bot ağlarının çeşitli algoritmalarla tespit edildiğini belirtti. Bu sayede ham verinin kısa sürede anlamlı istihbarata dönüştürülebildiğini kaydetti.
Öte yandan, devletlerin kritik kararlarını özel şirketlere ait algoritmalara dayandırmasının stratejik riskler barındırdığına da dikkat çekildi. Sosyal medya platformlarının içerik sıralama ve görünürlük algoritmalarının bilgi akışını doğrudan etkilediğini ifade eden Durgut, bu nedenle ülkelerin kendi yerli ve milli teknolojilerini geliştirmesinin önemine vurgu yaptı.
Sonuç olarak sosyal medya, açık kaynak istihbaratında vazgeçilmez bir araç haline gelirken, doğru analiz ve güçlü teknolojik altyapı olmadan bu alanda sağlıklı kararlar alınmasının giderek zorlaştığı değerlendiriliyor.