Sağlıkta yapay zekaya neden temkinli yaklaşılmalı?
İstanbul Medipol Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Öztürk, sağlık alanında hızla yaygınlaşan yapay zeka kullanımının önemli fırsatlar sunduğunu ancak yanlış ve kontrolsüz kullanımın ciddi riskler barındırdığını vurguladı.
İstanbul Medipol Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Öztürk, yapay zekanın sağlık alanındaki yükselişine ilişkin yaptığı değerlendirmede, bu teknolojilerin artık geleceğe dair bir öngörü değil, günlük yaşamın parçası haline geldiğini ifade etti. Dünya genelinde her hafta yüz milyonlarca kişinin sağlıklı yaşam, semptomlar ve tıbbi konularla ilgili olarak yapay zeka tabanlı sistemlere başvurduğunu belirten Öztürk, yalnızca ChatGPT’ye günlük sağlık sorusu yönelten kullanıcı sayısının 40 milyonun üzerinde olduğuna dikkat çekti. Bu durumun, bireylerin sağlık bilgisini arama ve yorumlama biçiminde sessiz ama köklü bir dönüşüme işaret ettiğini söyledi.
Öztürk, günümüzde insanların tahlil sonuçlarını, görüntüleme raporlarını ve şikayetlerini doğrudan yapay zekaya sormaya başladığını, bunun sağlık sistemlerindeki yoğunluk, randevu süreleri ve hızlı bilgi ihtiyacıyla yakından ilişkili olduğunu aktardı. Bu eğilimin yalnızca hastalarla sınırlı kalmadığını vurgulayan Öztürk, hekimlerin de giderek artan oranda yapay zekadan yararlandığını, ABD’de 2024 itibarıyla doktorların üçte ikisinden fazlasının bu teknolojileri kullandığını kaydetti.
Yapay zekanın tıbbi bilgiyi sadeleştiren ve belirsizlik kaynaklı kaygıyı azaltabilen bir “ön değerlendirme aracı” olarak fayda sağlayabileceğini belirten Öztürk, buna karşın en büyük tehlikenin sunulan bilgilerin kesin doğru kabul edilmesi olduğunu dile getirdi. Yapay zekanın bir teşhis ya da tedavi mekanizması olmadığını vurgulayan Öztürk, algoritmaların klinik bağlamı, anamnezi ve fizik muayeneyi bütüncül biçimde değerlendiremediğini ifade etti. Yanlış veya uydurma bilgilerin ikna edici bir dille sunulmasının, hastalarda gereksiz panik ya da sahte bir güven hissi oluşturabileceğini söyledi.
Ruh sağlığı alanında yapay zeka kullanımına ayrıca dikkat çeken Öztürk, bu sistemlerin empatiyi yalnızca taklit edebildiğini, insanın duygusal derinliğini ve klinik sezgiyi gerçek anlamda kavrayamadığını belirtti. Yapay zekanın kısa vadede rahatlatıcı bir etki yaratabileceğini ancak yanlış yönlendirmelerin özellikle kırılgan bireylerde telafisi zor sonuçlara yol açabileceğini vurguladı. Kriz anlarında veya ağır psikiyatrik durumlarda bağlamsal uyum eksikliğinin ciddi toplumsal riskler doğurabileceğini ifade etti.
Öztürk, yapay zekanın hastane sistemlerine entegre edilmesiyle hekimlerin idari yükünün azalabileceğini ve veri analizinin güçlenebileceğini, ancak bu sistemlerin doktorun yerini almak için değil, karar kalitesini artırmak amacıyla tasarlandığını söyledi. Sağlıkta yapay zekanın kontrolsüz bırakılması halinde bilgiye erişimde eşitsizlik oluşabileceğini belirten Öztürk, kamusal akılla yönetildiğinde ise hekim erişiminin sınırlı olduğu bölgelerde önemli bir ilk tarama aracı olabileceğini dile getirdi.
Yapay zeka çıktılarının körü körüne kabul edilmemesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, nihai sorumluluğun her zaman hekimde olduğunu ifade etti. Sağlıkta yapay zekanın ne bir mucize ne de mutlak bir tehdit olduğunu belirten Öztürk, doğru etik ve bilimsel kurallarla yönetildiğinde büyük bir kolaylık, denetimsiz bırakıldığında ise sessiz ama ciddi bir risk haline gelebileceğini söyledi.
Bakmadan Geçme