Sağduyu hayatın zorlu anlarında yön gösteren bir pusula oluyor
Sağduyulu kararların duygular, mantık ve değerler arasındaki dengeyle şekillendiğini belirten Klinik Psikolog Cumali Aydın, duygusal zekânın bu süreçte önemli bir rol oynadığını söyledi.
Haberin Özeti
- • Sağduyulu kararların, duygular, mantık ve değerler arasındaki denge sayesinde ortaya çıktığı belirtildi.
- • Klinik Psikolog Cumali Aydın, duygusal zekânın sağduyulu davranışların en önemli destekçilerinden biri olduğunu söyledi.
- • Aydın, sağduyunun bireysel dengeyi ve insan ilişkilerindeki uyumu güçlendiren önemli bir yaşam pusulası olduğunu vurguladı.
Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen "Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri" kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, sağduyulu karar verme becerisi ve bunun insan ilişkileri üzerindeki etkileri ele alındı. Programda konuşan Klinik Psikolog Cumali Aydın, sağduyunun yalnızca mantıksal düşünmeyle değil, aynı zamanda duygular ve kişisel değerlerle birlikte şekillendiğini ifade etti.
Sağduyulu karar vermenin, duyguların, değerlerin ve mantığın dengeli şekilde çalıştığı anlarda ortaya çıktığını belirten Aydın, "Günlük hayatın hızında çoğu zaman 'anlık dürtülerle' hareket ederiz; oysa sağduyu, bizi kısa vadeli rahatlamalar yerine uzun vadeli faydaya yönlendirir." dedi.
Karar verme süreçlerinde kişinin bir adım geri çekilip düşünmesinin önemine değinen Aydın, "Daniel Kahneman’ın çalışmalarında da vurguladığı gibi, hızlı ve sezgisel düşünme ile yavaş ve değerlendirmeli düşünme arasındaki denge, sağduyulu kararların temelidir. Basit bir örnekle; trafikte bir sürücü sizi sıkıştırdığında hemen tepki vermek kolaydır. Ancak bir nefes alıp 'bu tepki bana ne kazandırır?' diye düşünmek, sağduyulu davranıştır. Bu tür farkındalık, hem ruhsal dengeyi hem de ilişkisel barışı korur." ifadelerini kullandı.
Duygusal zekânın sağduyulu davranışların en önemli destekçilerinden biri olduğunu kaydeden Aydın, kişinin kendi duygularını tanıyıp yönetebilmesinin doğru kararlar vermede belirleyici olduğunu söyledi. Aydın, "Duygusal zeka, kişinin kendi duygularını tanıma, düzenleme ve başkalarının duygularını anlama becerisidir. Bu beceri olmadan sağduyulu karar almak neredeyse imkânsızdır." dedi.
Duyguların bastırılmasının değil, fark edilip yönetilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Aydın, "Öfkeliyken öfkeyi bastırmak yerine 'şu an kırıldım, bu tepki aslında savunma' diyebilmek, duygusal zekanın göstergesidir. Bu farkındalık, sağduyulu bir kararın kapısını açar. Bilimsel araştırmalar da bunu doğrular. Yapılan bir çalışmada duygusal zekâ eğitimi alan bireylerin, stresli durumlarda daha bilgece ve tutarlı kararlar aldıkları görülmüştür. Yani duygusal zekâ, sağduyunun en yakın yol arkadaşıdır." diye konuştu.
İnsan ilişkilerinde sağduyunun büyük önem taşıdığını belirten Aydın, birçok çatışmanın karşı tarafı dinlemeden verilen tepkilerden kaynaklandığını söyledi. "Aile içinde, arkadaşlıkta ya da iş ortamında çoğu çatışma, karşı tarafı duymadan tepki vermekten kaynaklanır. Sağduyulu bir tutum ise, önce duyguların yatışmasını beklemek, sonra iletişimi sürdürmektir." diyen Aydın, anlayış odaklı yaklaşımın güveni ve ilişkilerin kalitesini artırdığını ifade etti.
Yoğun kaygı ve stres altında alınan kararların çoğu zaman sağduyudan uzaklaştığını belirten Aydın, duygusal dengeyi korumanın önemine dikkat çekti. "Kaygılandığımızda düşünmeden mesaj atar, aceleyle karar verir, sonrasında 'keşke bekleseydim' deriz. Bu yüzden sağduyulu karar verebilmek, duyguları bastırmakla değil duygusal dengeyi korumakla mümkündür." dedi.
Sağlıklı karar vermede uyku, beslenme ve nefes egzersizlerinin de etkili olduğunu aktaran Aydın, "Bir çalışmaya göre, uyku yoksunluğu sadece 24 saatte karar kalitesini yüzde 20 düşürüyor. Yani, sağduyu bazen en çok bir gece uykusuyla başlar." ifadelerini kullandı.
Sağduyunun yalnızca mantıksal değil, aynı zamanda ahlaki ve duygusal bir yönü bulunduğunu belirten Aydın, "Bir kişi kendi değerlerini bilmeden doğru karar veremez. Çünkü sağduyu, sadece mantıksal değil, aynı zamanda ahlaki ve duygusal bir pusuladır." dedi.
Aydın, "Dürüstlüğü değer olarak benimseyen biri, kısa vadede avantaj sağlayacak bir yalanı reddediyorsa bu sağduyunun ürünüdür. Sağduyulu kararlar, hedeflerle değerlerin kesişim noktasında doğar. Yani 'bunu istiyorum' demek kadar 'bu benim kim olmak istediğimle uyumlu mu?' diye de sormak gerekir. Bu soruyu kendine düzenli soran bireyler, hem daha az pişmanlık yaşar hem de yaşam doyumları artar." sözleriyle açıklamalarını tamamladı.
Bakmadan Geçme
