Otizmde en etkili yaklaşım eğitim
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, otizmde erken tanı ve nitelikli eğitimin bireylerin bağımsız yaşam becerileri kazanmasında belirleyici rol oynadığını belirtti.
Haberin Özeti
- • Dr. Melek Gözde Luş'a göre, otizmde erken tanı ve nitelikli eğitim, bireylerin bağımsız yaşam becerileri kazanmasında belirleyici bir rol oynamaktadır.
- • Otizmin ana nedeni genetik yatkınlıktır; ileri baba yaşı riski artırırken, "buzdolabı anne" ve aşı iddialarının bilimsel kanıtı yoktur.
- • Otizmin ilk belirtileri bebeklikte sosyal etkileşim ve dil gelişiminde görülür; 1-1.5 yaşta isimle dönmeme veya dil gecikmeleri uzman değerlendirmesi gerektirir.
Otizm Spektrum Bozukluğu'nun (OSB) görülme sıklığı dünya genelinde artarken, erken tanı ve doğru eğitim uygulamalarının önemi de her geçen gün daha fazla öne çıkıyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, otizmin nedenlerinden erken belirtilerine, tanı sürecinden tedavi yaklaşımına kadar birçok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu.
Otizmin sosyal iletişim, etkileşim ve davranış alanlarını etkileyen nörogelişimsel bir durum olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, hastalığın ortaya çıkışında en önemli etkenin genetik yatkınlık olduğunu ifade etti.
Luş, geçmişte gündeme gelen bazı iddiaların ise bilimsel olarak geçerliliğini yitirdiğini belirterek şunları söyledi:
"Genetik faktörlerin yanı sıra bazı çevresel etkenlerin de riski artırabileceği düşünülüyor. Bunlar arasında özellikle ileri baba yaşı ve buna bağlı olarak ileri anne yaşı öne çıkıyor. Geçmişte öne sürülen 'buzdolabı anne' olarak bilinen, ebeveyn ilgisizliğinin otizme neden olduğu görüşü ise bilimsel olarak geçerliliğini yitirdi. Benzer şekilde aşıların ya da ilaçların otizme neden olduğuna dair iddiaları destekleyen güvenilir bilimsel kanıt bulunmuyor."
İlk belirtiler yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkıyor
Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, otizmin ilk belirtilerinin çoğunlukla bebeklik döneminde sosyal etkileşim ve dil gelişiminde görüldüğünü belirterek ailelerin çocuklarının gelişim basamaklarını yakından takip etmeleri gerektiğini vurguladı.
Luş, şu değerlendirmede bulundu:
"Yaklaşık 1-1,5 yaş döneminde çocuk, bakım veren kişiyle beklenen düzeyde iletişim kurmayabilir. Erken dönemde dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında; ismi söylendiğinde dönüp bakmaması, göz teması kurmaması, gülümsemeye karşılık vermemesi, bakım veren kişiyle etkileşim kurmakta isteksiz olması, yaklaşık 8-10 aylık dönemde beklenen 'ce-ee' gibi karşılıklı oyunlara ilgi göstermemesi bulunabilir. Dil gelişimindeki gecikmeler de önemli uyarı işaretlerindendir. Bir yaş civarında anlamlı sözcüklerin başlamaması, iki yaşına gelindiğinde ise iki kelimelik anlamlı cümlelerin kurulamaması uzman değerlendirmesi gerektiren gelişimsel belirtiler arasında yer alır."
Konuşma gelişimi desteklenebiliyor
Konuşma becerisinin her otizmli bireyde farklı düzeylerde gelişebileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, doğru eğitim programları ve dil-konuşma terapileriyle önemli ilerlemeler kaydedilebildiğini söyledi.
Luş, her çocuğun gelişim hızının farklı olduğunu belirterek ailelerin erken dönemde değerlendirme yaptırmasının ve bireysel eğitim planı oluşturmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.
Otizmin doğrudan zekâ düzeyiyle ilişkilendirilemeyeceğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, bazı bireylerin üstün bilişsel becerilere sahip olabildiğini, bazılarında ise zihinsel gelişim geriliğinin tabloya eşlik edebildiğini belirtti. Bu nedenle her bireyin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Tanı genetik testle değil klinik değerlendirmeyle konuluyor
Otizmin genetik temeli güçlü olsa da yalnızca genetik testlerle tanı konulamayacağını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, şu açıklamayı yaptı:
"İkiz çalışmaları ve aynı ailede birden fazla otizmli bireyin görülebilmesi bu ilişkiyi destekliyor. Günümüzde bazı genetik tarama testleri uygulanabiliyor. Ancak önemli bir noktanın altını çizmek gerekir; genetik testler tek başına otizm tanısı koydurmaz. Otizm, Down sendromunda olduğu gibi belirli bir genin varlığıyla teşhis edilen bir hastalık değildir. Tanı hâlen çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanlarının yaptığı ayrıntılı klinik değerlendirme sonucunda konulur."
Bilimsel olarak en etkili yöntem eğitim
Otizmli bireylerin yaşam kalitesini artıran en önemli yaklaşımın erken tanı ve nitelikli eğitim olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, şu ifadeleri kullandı:
"Erken tanı alan, düzenli ve nitelikli eğitim gören, hafif düzeyde otizm spektrum bozukluğu bulunan bireylerin ilerleyen yaşlarda bağımsız yaşamalarını, eğitim hayatına devam etmelerini ve çalışma yaşamına katılmalarını sağlayacak becerileri kazanmaları mümkündür. Eğitimin temel amacı da bireyin günlük yaşam, sosyal iletişim ve bağımsızlık becerilerini en üst düzeye çıkarmaktır. Otizm için bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış temel yaklaşım eğitimdir. Bu nedenle çocuğun yalnızca bir özel eğitim kurumuna devam etmesi değil, aldığı eğitimin niteliği büyük önem taşır. Çocuğun bireysel ihtiyaçlarına uygun planlanmış, bilimsel temelli ve düzenli uygulanan eğitim programları, sosyal iletişim becerilerinin gelişmesine ve yaşam kalitesinin artmasına önemli katkı sağlar."
Otizm şüphesi oluştuğunda ailelerin zaman kaybetmeden çocuk ve ergen psikiyatrisi alanında değerlendirme yaptırması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, doğru tanı, uygun eğitim planı ve aileye rehberlik sürecinin büyük önem taşıdığını ifade etti.
Luş, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
"Doğru bilgiye ulaşılması, ailelerin yaşadığı belirsizlik ve kaygının azalmasına yardımcı olur. Tanının ardından çocuğun ihtiyaçlarına uygun eğitim planının oluşturulması, gerekli terapilerin başlatılması ve aileye rehberlik edilmesi sürecin en önemli basamaklarını oluşturur. Otizm tanısı alan ergenlerde de durumun uygun şekilde açıklanması ve bireyin kendi farklılığını anlaması, psikolojik uyum açısından olumlu katkılar sağlayabilir."
Bakmadan Geçme
