Migren kadınları neden daha çok etkiliyor?
Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Serdar Eren, migrenin dünya genelinde her 7 kişiden birini etkilediğini belirterek özellikle genç yaşlarda başlayan atakların yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürdüğüne dikkat çekti.
Bayındır Söğütözü Hastanesi Nöroloji Uzmanı Serdar Eren, migrenin basit bir baş ağrısı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, bu rahatsızlığın iş hayatından sosyal yaşama kadar birçok alanı doğrudan etkilediğini söyledi. Saatler, hatta günler sürebilen migren ataklarının bulantı, kusma ile ışık, ses ve koku hassasiyetine yol açtığını belirten Eren, toplumda sanılandan çok daha yaygın bir hastalıkla karşı karşıya olunduğunu ifade etti.
Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’inin migren hastası olduğunu aktaran Eren, kadınlarda görülme oranının yüzde 20’ye ulaştığını, erkeklerde ise bu oranın yüzde 8 civarında seyrettiğini dile getirdi. Migrenin çocukluk çağında başlayabildiğini ancak çoğunlukla ergenlik döneminde ortaya çıktığını belirten Eren, vakaların yüzde 80’inden fazlasında hastalığın 30 yaşından önce başladığını kaydetti. Kadınlarda menopoz sonrası hormon düzeylerindeki düşüşle birlikte atak sıklığının genellikle azaldığını da sözlerine ekledi.
Migren ataklarının genellikle 4 ila 72 saat arasında sürdüğünü ifade eden Eren, ağrının çoğu zaman tek taraflı, zonklayıcı ve orta ya da şiddetli düzeyde hissedildiğini söyledi. Fiziksel aktiviteyle artan ağrıya bulantı, kusma ve çevresel uyaranlara karşı aşırı hassasiyetin eşlik edebildiğini belirten Eren, bu durumun hastaların günlük yaşamdan kopmasına neden olabildiğini vurguladı.
Bazı besinler ve yaşam alışkanlıklarının migreni tetikleyebildiğine dikkat çeken Eren, eski peynirler, katkı maddeli et ürünleri, deniz ürünleri, konserve gıdalar, turunçgiller, yağlı ve baharatlı yiyecekler ile kafeinli içeceklerin atakları artırabildiğini söyledi. Uyku düzensizliği, stres, aşırı fiziksel efor ve uzun süreli açlığın da migreni tetikleyen önemli faktörler arasında yer aldığını ifade etti.
Migren tanısının ayrıntılı bir hasta öyküsü ve nörolojik muayene ile konulduğunu aktaran Eren, gerekli durumlarda MR, BT ve anjiyo gibi görüntüleme yöntemleriyle başka hastalıkların dışlandığını belirtti. Tedavinin ise tamamen kişiye özel planlandığını vurgulayan Eren, atak sırasında ağrı kesiciler, migrene özgü ilaçlar ve bulantı giderici tedavilerin kullanıldığını söyledi.
Son yıllarda migren tedavisinde önemli yenilikler yaşandığını ifade eden Eren, botoks uygulamasının birkaç gün içinde etki göstermeye başlayabildiğini ve aylarca rahatlama sağlayabildiğini dile getirdi. Ayrıca sinir blokajı, akupunktur ve migren aşısı olarak bilinen yeni nesil tedavilerin hem atakları azaltmada hem de önleyici tedavide umut verici sonuçlar sunduğunu sözlerine ekledi.