Mevsim değişimi ruh sağlığını da etkiliyor
Mevsim geçişleriyle birlikte yaşanan biyolojik ve ruhsal değişimlerin bazı kişilerde bahar yorgunluğuna yol açabildiği, belirtilerin uzun sürmesi durumunda dikkatli olunması gerektiği belirtildi.
Haberin Özeti
- • Mevsim geçişleri, özellikle baharda, bazı kişilerde motivasyonu artırırken, bazılarında yorgunluk ve ruh hali dalgalanmalarıyla ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir.
- • Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, gün ışığının iyi hissettiren nörokimyasalları artırırken, melatonin azalmasının uyku ve biyolojik ritmi etkilediğini belirtiyor.
- • Genetik yapı ve psikolojik dayanıklılık gibi faktörler, baharın insan üzerindeki etkisini belirlerken, belirtilerin uzun sürmesi durumunda dikkatli olunması gerektiği vurgulandı.
Bahar aylarında bazı kişilerde enerji ve motivasyon artışı görülürken, bazı bireylerde ise yorgunluk, isteksizlik ve ruh hali dalgalanmaları yaşanabiliyor. Mevsim geçişlerinin yalnızca doğada değil, insanın beden ve ruh sağlığında da önemli değişimlere yol açtığı belirtildi.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, mevsim geçişlerinin insan üzerindeki etkilerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Mevsim geçişleri vücutta biyolojik değişimlere neden oluyor
Baharın doğada olduğu gibi insanın iç dünyasında da değişimlere yol açtığını belirten Aytop, bu sürecin biyolojik temellere dayandığını ifade etti. Aytop, “Bahar denildiğinde çoğumuzun zihninde canlanan ortak imgeler vardır; yağmur sonrası toprak kokusu, yeşeren doğa, çiçekler ve güneşin iç ısıtan etkisi… Bu doğal canlanma hali çoğu zaman bizim iç dünyamızda da bir ferahlama ve yenilenme duygusu oluşturur. Gün ışığının artmasıyla birlikte serotonin ve dopamin gibi iyi hissettiren nörokimyasalların üretimi desteklenir. Bu da kişinin daha enerjik, daha motive ve daha pozitif hissetmesine katkı sağlar. Kısacası doğada bahar başlarken, iç dünyamızda da bir anlamda ‘güneş açar’” dedi.
Ancak bu etkinin herkes için aynı olmadığını vurgulayan Aytop, bireysel farklılıkların süreci doğrudan etkilediğini dile getirerek herkesin bahardan aynı şekilde etkilenmediğini belirtti. Baharın bazı kişiler için olumlu bir dönem olurken, bazı bireylerde tam tersine zorlayıcı etkiler oluşturabileceğini ifade eden Aytop, “Bazı bireyler baharı daha enerjik, daha neşeli ve daha üretken karşılayabilirken, bazıları için bu dönem duygusal dalgalanmaların arttığı bir süreç olabilir. İçsel hava durumumuz her zaman güneşli olmayabilir; kimi zaman parçalı bulutlu, kimi zaman yağışlı ya da fırtınalı olabilir. Bu nedenle baharın etkilerini herkes için aynı şekilde değerlendirmek doğru değildir. Genetik yapı, psikolojik dayanıklılık, sosyal destek sistemleri ve çevresel koşullar bu sürecin nasıl yaşanacağını belirleyen önemli faktörlerdir.” İfadelerini kullandı.
Aytop ayrıca, bahar aylarında polen artışı ve çevresel değişimlerin hem fiziksel hem de ruhsal süreçleri etkileyebileceğini belirtti.
Bahar aylarında melatonin hormonunun azalması ve biyolojik ritimde kaymalar yaşanabileceğini ifade eden Aytop, bu durumun özellikle uyku düzeni üzerinde etkili olduğunu söyleyerek, “Melatonin üretimindeki azalma ve sirkadiyen ritimdeki değişimler uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir. Oysa uyku, hem bedensel hem de zihinsel yenilenme açısından son derece kritik bir süreçtir. Uyku düzeninin bozulması; yalnızca yorgunluk hissiyle sınırlı kalmaz, aynı zamanda ruhsal dalgalanmalara, dikkat sorunlarına ve fiziksel sağlık problemlerine de zemin hazırlayabilir. Bahar aylarında alerjik reaksiyonlar, üst solunum yolu enfeksiyonları, cilt problemleri ve hatta mide-bağırsak sistemiyle ilgili rahatsızlıklar artış gösterebilir ya da mevcut şikâyetler şiddetlenebilir” dedi.
Bahar aylarında sık görülen “bahar yorgunluğu”nun genellikle geçici olduğunu belirten Aytop, belirtilerin süresine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak şu ifadelere yer verdi:
“Enerji düşüklüğü, isteksizlik, çabuk yorulma, motivasyon kaybı ve erteleme davranışları bahar yorgunluğunun en sık görülen belirtileridir. Bunun yanında uyku ve iştah düzeninde değişiklikler, sabahları uyanmakta zorlanma ve odaklanma güçlüğü de yaşanabilir. Bu belirtiler çoğu zaman birkaç hafta içinde, vücudun yeni mevsime uyum sağlamasıyla birlikte kendiliğinden azalır. Ancak iki haftadan uzun süren, giderek artan bir üzüntü hali, umutsuzluk, ilgi kaybı ve yoğun yorgunluk söz konusuysa bu durum bahar depresyonuna işaret edebilir. Böyle bir durumda süreci görmezden gelmek yerine destek almak oldukça önemlidir.’’
Baharın bazı bireylerde aşırı enerji artışıyla kendini gösterebildiğine dikkat çeken Aytop, özellikle bipolar bozukluğu olan kişiler için bu dönemin hassas olabileceğini belirterek, “Bazı bireylerde bahar ayları, aşırı enerji artışı, az uyku ihtiyacı, hızlı düşünme ve konuşma, dürtüsel davranışlar gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu durum özellikle bipolar bozukluğu olan kişilerde manik ya da hipomanik dönemleri tetikleyebilir. Kişi kendini çok güçlü ve üretken hissedebilir ancak bu durum kontrol edilmediğinde riskli davranışlara yol açabilir. Bu nedenle bu tür belirtilerin fark edilmesi ve gerektiğinde destek alınması oldukça önemlidir” dedi.
Yaşam tarzı düzenlemeleri süreci kolaylaştırıyor
Bahar döneminin daha sağlıklı geçirilebilmesi için günlük yaşam alışkanlıklarının önemine değinen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu süreci daha sağlıklı yönetebilmek için dengeli beslenmek, yeterli su tüketmek, kafein alımını sınırlamak ve uyku hijyenine dikkat etmek oldukça önemlidir. Düzenli fiziksel aktivite hem beden sağlığını destekler hem de ruh halini iyileştirir. Sosyal medya ve ekran kullanımını sınırlamak zihinsel yükü azaltırken, sağlıklı hobiler edinmek ve iş-özel yaşam dengesini kurmak da psikolojik iyilik haline katkı sağlar. Bilinçli farkındalık uygulamaları, yani mindfulness, kişinin anda kalmasını ve duygularını daha sağlıklı yönetmesini destekler. Doğayla temas kurmak, özellikle farkındalıkla yapılan yürüyüşler, zihinsel ve fiziksel açıdan iyileştirici bir etki yaratır. Duygularımızı tanımak, adlandırmak ve gözlemlemek ise içsel dengeyi güçlendiren önemli becerilerdendir. Tüm bunlara rağmen zorlanma devam ediyorsa profesyonel destek almak bir zayıflık değil, aksine güçlü bir adımdır.”
Bakmadan Geçme
