Meme kanseri tedavisi görenler dikkat! Bu 7 hatayı yapmayın
Meme kanseri tedavisi sırasında beslenmeden ilaç kullanımına kadar dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Prof. Dr. Nur Şener, özellikle yüksek ateş ve bilinçsiz takviye kullanımına karşı uyardı.
Haberin Özeti
- • Meme kanseri tedavisi gören hastaların bilinçsiz diyetlerden kaçınması, yeterli beslenmeyi sağlaması ve gerektiğinde diyetisyen desteği alması önemlidir.
- • Kemoterapi sırasında vücut sıcaklığı 38 dereceye ulaşırsa veya yükselirse, acilen doktora veya acil servise başvurmak hayati önem taşır.
- • Tedavi sürecinde kullanılan bitkisel ürünler veya takviyeler, kanser ilaçlarıyla etkileşime girip yan etkileri artırabileceğinden onkoloğa bildirilmelidir.
Meme kanseri tanısı alan hastalarda tedavi süreci, kullanılan ilaçların yanı sıra günlük yaşam alışkanlıklarının da yeniden düzenlenmesini gerektirebiliyor. Kemoterapi ve diğer sistemik tedaviler sırasında ortaya çıkabilen yan etkiler, enfeksiyon riski, beslenme sorunları ve psikolojik değişimler hastaların yaşamını etkileyebiliyor.
Memorial Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Nur Şener, meme kanseri tedavisi gören hastaların dikkat etmesi gereken 7 konuyu anlattı. Şener, her hastanın tedavi planının farklı olduğunu belirterek beslenme, egzersiz ve ilaç kullanımına ilişkin kararların kişinin sağlık durumuna göre alınması gerektiğini ifade etti.
1. Bilinçsiz diyetler tedavi sürecini zorlaştırabilir
Meme kanseri tedavisinde hastaların yeterli ve dengeli beslenmesi gerekiyor. Prof. Dr. Nur Şener, bilimsel dayanağı bulunmayan diyetlerin ve bazı besin gruplarının tamamen bırakılmasının doğru olmadığını belirtti.
Kemoterapi sırasında görülebilen iştahsızlık, bulantı ve tat değişiklikleri nedeniyle hastaların günlük beslenme düzeni bozulabiliyor. Bu dönemde yeterli protein, enerji ve sıvı alımının sağlanması gerekiyor.
Şener, özellikle istemsiz kilo kaybı yaşayan veya beslenmekte zorlanan hastaların hekimlerine başvurmalarını, ihtiyaç halinde diyetisyen desteği almalarını önerdi.
2. Kemoterapi sırasında 38 derece ateşe dikkat
Kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, bağışıklık sisteminde görev alan kan hücrelerinin azalmasına neden olabiliyor. Bu durum hastaları enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale getirebiliyor.
Prof. Dr. Nur Şener, kemoterapi gören hastalarda vücut sıcaklığının 38 dereceye ulaşması veya üzerine çıkmasının acil değerlendirme gerektirebileceğini vurguladı.
Böyle bir durumda hastaların vakit kaybetmeden tedavi ekipleriyle iletişime geçmesi, ekibe ulaşılamıyorsa acil servise başvurması gerekiyor. Ateş düşürücü ilaç kullanarak beklemek, enfeksiyonun zamanında değerlendirilmesini geciktirebiliyor.
Şener, ateş bulunmasa bile titreme veya genel sağlık durumunda ani kötüleşme yaşanmasının da ciddiye alınması gerektiğini belirtti.
3. Bitkisel ürünler kanser ilaçlarıyla etkileşime girebilir
Tedavi sırasında bağışıklık sistemini güçlendirdiği iddiasıyla kullanılan vitaminler, bitkisel karışımlar ve gıda takviyeleri risk oluşturabiliyor.
Prof. Dr. Nur Şener, bazı takviyelerin kanser ilaçlarının etkisini değiştirebildiğini veya yan etkilerini artırabildiğini ifade etti.
Şener, hastaların reçeteli ilaçlarının yanı sıra kullandıkları vitaminleri ve bitkisel ürünleri de onkologlarına bildirmeleri gerektiğini belirtti. Bir ürünün doğal içerikli olması, kanser tedavisi sırasında güvenle kullanılabileceği anlamına gelmiyor.
4. Yan etkileri doktordan gizlemeyin
Kemoterapi ve diğer kanser tedavileri sırasında bulantı, halsizlik, ağız yaraları, ishal, kabızlık, cilt sorunları ve saç dökülmesi görülebiliyor. Ancak bu şikâyetlerin türü ve şiddeti her hastada aynı olmuyor.
Prof. Dr. Nur Şener, hastaların yaşadıkları yan etkileri erken dönemde bildirmelerinin tedavi sürecini kolaylaştırabileceğini belirtti.
Özellikle şiddetlenen veya günlük yaşamı ciddi biçimde etkileyen belirtilerde tıbbi değerlendirme geciktirilmemeli. Hastaların yan etkiler nedeniyle ilaçlarını kendi kararlarıyla bırakmaları, dozlarını değiştirmeleri veya doktor önerisi dışında yeni ilaç kullanmaları da sakıncalı olabiliyor.
5. Hareket etmeyi tamamen bırakmayın
Kanser tedavisi gören hastalarda yorgunluk ve halsizlik nedeniyle fiziksel hareketlilik azalabiliyor. Ancak sağlık durumuna uygun egzersizler, kas gücünün korunmasına ve tedaviye bağlı yorgunluğun hafifletilmesine yardımcı olabiliyor.
Prof. Dr. Nur Şener, kısa yürüyüşlerin ve kişiye uygun kas güçlendirme hareketlerinin hastanın fiziksel kapasitesine göre planlanabileceğini belirtti.
Egzersiz süresi ve yoğunluğunun kademeli artırılması gerektiğini ifade eden Şener, belirgin halsizlik, baş dönmesi veya nefes darlığı yaşayan hastaların hareket programlarını doktorlarıyla görüşmelerini önerdi.
6. Uyku sorunları ve kaygıyı ihmal etmeyin
Meme kanseri tanısının ardından hastalarda kaygı, korku, uyku düzensizliği ve geleceğe ilişkin belirsizlik hissi gelişebiliyor.
Prof. Dr. Nur Şener, ruhsal sorunların da tedavi sürecinin bir parçası olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Uzun süren uykusuzluk, yoğun kaygı ve günlük yaşamı etkileyen psikolojik sıkıntılar konusunda sağlık ekibinden destek alınması önem taşıyor.
Aile bireylerinin ve yakın çevrenin desteği de hastaların tedavi sürecine uyum sağlamasına yardımcı olabiliyor. Gerektiğinde psikolojik destek alınması, hastaların yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayabiliyor.
7. İlaçları ve kontrol randevularını aksatmayın
Meme kanserinde tedavi planı, hastalığın evresine, biyolojik özelliklerine, kullanılan ilaçlara ve hastanın genel sağlık durumuna göre hazırlanıyor.
Prof. Dr. Nur Şener, hastaların kendilerini iyi hissettikleri gerekçesiyle ilaçlarını bırakmamaları veya yan etkiler nedeniyle tedavilerini kendi kararlarıyla ertelememeleri gerektiğini vurguladı.
Tedavi sırasında kan değerlerinde değişiklikler veya ciddi yan etkiler ortaya çıkması halinde ilaç dozlarının değiştirilmesi ya da tedavi tarihlerinin ertelenmesi gerekebiliyor. Ancak bu kararların onkoloji ekibi tarafından verilmesi gerekiyor.
İnternetteki her öneri her hasta için uygun değil
Prof. Dr. Nur Şener, meme kanseri tedavisi sırasında internetten veya yakın çevreden edinilen önerilerin doktor görüşü alınmadan uygulanmaması gerektiğini belirtti.
Bir hastada yararlı olduğu düşünülen beslenme programı, takviye veya uygulama başka bir hasta için uygun olmayabiliyor. Şener, hastaların tedavi sırasında akıllarına takılan soruları onkoloji ekipleriyle paylaşmalarını, özellikle ilaçlar ve yan etkiler konusunda kişisel öneriler doğrultusunda hareket etmemelerini tavsiye etti.
Bakmadan Geçme
