Masum sanılan belirtiler görme kaybına yol açabilir
Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül, gözde et büyümesinin (pterjium) son yıllarda daha sık görüldüğünü belirterek, geçmeyen kızarıklığın ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Haberin Özeti
- • "Göz eti" olarak bilinen pterjium, başlangıçta basit bir kızarıklık gibi görünse de ilerleyerek korneayı kapatıp ciddi görme kaybına yol açabiliyor.
- • Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül, güneş ışığı, rüzgar, toz ve uzun ekran süresi gibi etkenlerin pterjium oluşumunda önemli rol oynadığını belirtti.
- • Geçmeyen göz kızarıklığı, yanma ve batma gibi belirtilerde mutlaka doktora başvurulmalı; aktif büyüyen pterjiumlar cerrahi yöntemlerle tedavi edilmelidir.
Son yıllarda göz hastalıkları arasında daha sık görülmeye başlayan ve halk arasında “göz eti” olarak bilinen pterjium, erken dönemde fark edilmediğinde ciddi görme problemlerine yol açabiliyor. Özellikle güneş ışığı, rüzgar, toz ve uzun süreli ekran kullanımı gibi etkenler hastalığın oluşumunda önemli rol oynuyor.
"Göz kızarıklığı durumunda mutlaka doktora başvurulmalı"
Acıbadem Altunizade Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül, hastalığın çoğu zaman basit bir kızarıklık gibi başladığını ancak ilerleyen süreçte görme kaybına neden olabileceğini belirterek,
“Gözde et büyümesi çoğu zaman gözlerin buruna yakın iç kısımlarında yoğun kızarıklık ile fark edilir. Hastalar kendileri aynaya baktıklarında veya çevresindekilerin dikkat çekmesi ile fark ederler. Bu doku zamanla korneanın üzerine yürüyebilir ve görme alanını kapatabilir. Başlangıçta basit bir kızarıklık ve kanlanma gibi görülse de ilerlediğinde görme kaybına neden olabilmektedir. Bu nedenle geçmeyen göz kızarıklığı durumunda mutlaka doktora başvurulmalıdır” dedi.
Dr. Tolga Birgül’e göre pterjium oluşumunda en önemli etkenlerin başında güneş ışığına uzun süre maruz kalmak geliyor. Bunun yanı sıra rüzgar, toz ve kum gibi çevresel faktörler göz yüzeyini tahriş ederek hastalığın gelişimini hızlandırıyor.
Dr. Birgül, özellikle açık havada çalışan kişilerde riskin daha yüksek olduğunu belirterek, uzun süre ekran kullanımının da göz kuruluğunu artırarak hastalığı tetiklediğini ifade etti.
“Özellikle bilgisayar başında gerekli göz molalarını vermeden uzun süre kalan ve yine uzun süreler telefon ekranına bakan kişilerde göz kuruluğu arttığı için bu hastalığa daha sık rastlayabiliyoruz. Göz yüzeyinin yeterince nemli olmaması da pterjium gelişimini kolaylaştırabiliyor” diyen Birgül, göz yapısının kuruluğa yatkın olmasının da önemli bir risk faktörü olduğunu vurguladı.
Dr. Tolga Birgül, gözde sürekli kızarıklık ve kanlanma, yanma, batma hissi, sulanma ve gözün iç kısmında kabarıklık gibi belirtilerin pterjiumun habercisi olabileceğini belirtti. Hastalığın ilerlemesi durumunda görme problemleri ve astigmat gelişebileceğini ifade etti.
Hastalığın tedavisinin, ilerleme durumuna göre planlandığını belirten Dr. Tolga Birgül,
“Her pterjiumun ameliyat edilmesi gerekmeyebiliyor. Eğer doku uzun süre aynı kalıyorsa, stabil ise takip edilebiliyor. Ancak aktif büyüyen ve korneaya ilerleyen pterjiumlarda cerrahi tedavi gerekiyor” dedi.
Cerrahi sonrası tekrar riskine dikkat çeken Birgül, “Pterjium cerrahisinde sadece et dokusunun çıkarılması yeterli değildir. Asıl önemli olan ameliyat sonrası tekrar etmesini önlemektir. Bunun için özel cerrahi teknikler kullanıyoruz; et dokusunu çıkardıktan sonra konjonktival flep ve otogreft gibi yöntemlerle kapatmadan önce geride kalan yüzeyi elmas uçlu özel bir tur motoruyla mikro düzeyde temizliyoruz. Bu yöntemle geride kalabilecek mikroskobik dokular da temizleniyor ve tekrar etme riski önemli ölçüde azaltılıyor” ifadelerini kullandı.
Bakmadan Geçme
