Mahsun Kuruçay Murat Ağırel Olayı Nedir?
Mahsun Kuruçay – Murat Ağırel olayı, Türkiye'de gazetecilik ve organize suç iddialarının kesiştiği tartışmalı bir gelişme olarak gündeme geldi.
Olay, gazeteci Murat Ağırel'in kendisine yönelik ölüm tehdidi ve suikast planı iddialarını kamuoyuyla paylaşmasıyla patlak verdi.
2024 yılının Eylül ayında sosyal medyada yayılan bir video, büyük yankı uyandırdı. Videoda maskeli bir kişi, organize suç örgütü lideri olarak bilinen Mahsun Kuruçay'ın (bazı kaynaklarda "Botokslu Başkan" lakabıyla anılan İzmirli iş insanı ve Osmanlı Ocakları İzmir kurucularından biri olarak tanımlanan kişi), gazeteci Murat Ağırel'i öldürmek üzere bir "ihale" aldığını iddia ediyordu. Videoda ayrıca bir milletvekilinin bu ihaleyi verdiği öne sürülüyordu ve tehdit edici ifadeler yer alıyordu.
Murat Ağırel, bu videoyu kendi sosyal medya hesaplarından paylaşarak konuyu kamuoyuna duyurdu. Ağırel, daha sonra canlı yayınlarda ve açıklamalarında iddiaları detaylandırdı. Özellikle 2026 Ocak ayında yaptığı bir programda, Mahsun Kuruçay ile bizzat telefonda görüştüğünü, Kuruçay'ın İzmir'deki bazı dava dosyalarının kapatılması karşılığında kendisini öldürmeyi kabul ettiğini iddia etti. Ağırel, Emniyet'in kendisine daha önce yaşadığı yerde güvenliğinin olmadığını bildirerek taşınmasını önerdiğini, bu nedenle ailesiyle yeni bir eve taşındığını ve adresini gizli tuttuğunu belirtti.
Emniyet Genel Müdürlüğü, videonun yayılmasının ardından hızlı bir operasyon düzenledi. Eylül 2024'te İzmir'de yapılan baskınlarda videodaki maskeli kişi ve videoyu kaydeden kişi gözaltına alındı. Bu kişilerden birinin 12 ayrı suç kaydı, diğerinin ise 2 ayrı suç kaydı olduğu açıklandı. Ele geçirilenler arasında tabancalar, uyuşturucu madde ve cep telefonları da yer aldı. Emniyet, bu kişilerin rakip bir suç grubuyla (Sevenler Grubu ile Mahsuncular Grubu arasında çatışma olduğu iddia ediliyordu) bağlantılı olabileceğini değerlendirdi.
Mahsun Kuruçay ise iddiaları reddetti. Kendisi hakkında medyada çıkan haberlerin yanlış anlaşılmaya yol açtığını savundu ve herhangi bir suikast planı içinde olmadığını belirtti. Kuruçay'ın daha önce cinayet ve organize suç örgütünden yargılandığı, cezaevinde bulunduğu ancak tahliye edildiği yönünde bilgiler de kamuoyuna yansıdı. Bazı yorumlarda, olası bir anlaşma karşılığında dava dosyalarının kapatılacağı spekülasyonları yapıldıysa da bu iddialar resmi olarak doğrulanmadı.
Olay, gazetecilerin özellikle uyuşturucu kaçakçılığı ve liman operasyonları gibi konulardaki haberleri nedeniyle hedef alındığı tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Murat Ağırel'in Mersin Limanı'ndaki uyuşturucu girişimleri haberleriyle bağlantılı olabileceği öne sürüldü. Konu TBMM'ye dahi taşındı; milletvekilleri soru önergeleri vererek azmettiricilerin aydınlatılmasını ve gazeteciye koruma sağlanmasını talep etti.
Şu an itibarıyla soruşturma devam ediyor. Mahsun Kuruçay'ın yurtdışında olduğu yönünde bilgiler dolaşırken, olayın tam aydınlatılması ve varsa azmettiricilerin ortaya çıkarılması kamuoyunun gündeminde yer alıyor. Bu süreç, Türkiye'de basın özgürlüğü, gazeteci güvenliği ve organize suç örgütlerinin siyasi bağlantıları iddialarını bir kez daha tartışmaya açtı.
Bakmadan Geçme