Kolon kanserinde sessiz ilerleyişe karşı kritik uyarı
Kolon kanseri çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor. Uzmanlar, erken tanı için düzenli taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini vurgularken, tarama testleri sayesinde hastalığın önlenebilir ya da erken evrede tedavi edilebilir olduğuna dikkat çekiyor.
Kolon kanseri, dünya genelinde en sık görülen ve ölümcül seyredebilen kanser türleri arasında yer alıyor. Hastalığın uzun süre belirti vermeden ilerlemesi ise tanının gecikmesine ve tedavi sürecinin zorlaşmasına neden olabiliyor. Bu noktada tarama programlarının önemi bir kez daha gündeme geliyor. Liv Hospital Samsun Gastroenteroloji Kliniği’nden Özgür Ecemiş, kolon kanseri taramalarının erken tanı ve tedavi başarısı açısından hayati öneme sahip olduğunu belirtiyor.
Kolon kanserinin sinsi ilerleyebilen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, “Kolon kanseri genellikle uzun süre belirti vermeden ilerler. Ancak erken evrede tanı konulduğunda tedavi şansı oldukça yüksektir. Bu nedenle tarama programları hayat kurtarıcıdır” ifadelerini kullandı. Ecemiş, düzenli taramalar sayesinde hem hastalığın erken evrede tespit edilebildiğini hem de kansere dönüşme potansiyeli taşıyan lezyonların ortadan kaldırılabildiğini vurguladı.
Kolon kanserine zemin hazırlayan poliplerin erken dönemde saptanmasının büyük önem taşıdığını dile getiren Ecemiş, tarama testlerinin bu noktada kritik bir rol üstlendiğini belirtti. “Tarama sırasında tespit edilen poliplerin çıkarılması, kolon kanseri gelişme riskini büyük ölçüde azaltır. Erken tanı hem hastanın yaşam süresini uzatır, hem de yaşam kalitesini artırır” diyen Ecemiş, erken evrede yakalanan vakalarda tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunu söyledi.
Kolon kanseri taramalarının farklı yöntemlerle gerçekleştirilebildiğini aktaran Ecemiş, günümüzde yaygın olarak kullanılan testler hakkında da bilgi verdi. Dışkıda gözle görülmeyen kanı tespit etmeye yönelik uygulanan Gaita Gizli Kan Testi’nin (GGK), polip ve erken evre kanserlerin belirlenmesine yardımcı olduğunu ifade eden Ecemiş, Fekal İmmünokimyasal Test’in (FIT) ise daha hassas bir yöntem olarak öne çıktığını belirtti. Kolonoskopinin, kalın bağırsağın tamamını görüntüleme imkânı sunması ve poliplerin aynı seansta çıkarılabilmesi nedeniyle en güvenilir tarama yöntemi olduğunu söyleyen Ecemiş, sigmoidoskopinin kalın bağırsağın alt bölümünü incelemek amacıyla kullanıldığını, DNA tabanlı dışkı testlerinin ise dışkıda kolon kanserine işaret edebilecek genetik değişiklikleri tespit etmeye yönelik uygulandığını anlattı.
Tarama yaşına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Uzm. Dr. Ecemiş, kolon kanseri taramalarının genellikle 45-50 yaşından itibaren önerildiğini ifade etti. Ancak bazı bireyler için taramaların daha erken yaşta başlaması gerektiğini vurgulayan Ecemiş, “Aile öyküsünde kolon kanseri bulunanlar, inflamatuvar bağırsak hastalığı olanlar ve genetik yatkınlığı bulunan bireyler taramalara daha erken yaşta başlamalıdır” dedi.
Düzenli taramanın kolon kanserine bağlı ölümleri azaltan en etkili yöntem olduğunun altını çizen Ecemiş, “Kolon kanseri taramaları, belirtiler ortaya çıkmadan önce hastalığın tespit edilebilmesini sağlar. Yaşa ve risk faktörlerine göre düzenli tarama yaptırmak, kolon kanserine bağlı ölümleri azaltır. Erken tanı, tedavide başarıyı belirleyen en önemli faktördür” ifadelerini kullandı. Uzmanlar, kolon kanserinde farkındalığın artırılması ve taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Bakmadan Geçme