Kanserden korunmak mümkün mü? Uzmanlar net konuştu
Dünya Kanser Günü öncesinde yapılan açıklamalarda, düzenli tarama programlarına katılım, HPV ve Hepatit B aşıları ile tütünden uzak bir yaşamın kanserden korunmada hayati rol oynadığına dikkat çekildi.
Kanser, hem dünyada hem de Türkiye’de toplum sağlığını tehdit eden en önemli hastalıkların başında geliyor. Güncel veriler, her yıl milyonlarca insanın kansere yakalandığını ve hastalığın ölüm nedenleri arasında üst sıralarda yer aldığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bu tablo endişe verici olsa da, kanser vakalarının önemli bir kısmı doğru önlemlerle önlenebilir ya da erken evrede yakalanarak tamamen tedavi edilebilir.
Türkiye’de her yıl yüz binlerce kişiye yeni kanser tanısı konulurken, on binlerce insan bu hastalık nedeniyle yaşamını yitiriyor. Bu rakamlar, kanserin bireysel bir sorun olmanın ötesinde ciddi bir halk sağlığı meselesi olduğunu gösteriyor. Özellikle kadınlarda ve erkeklerde yaşam boyu kansere yakalanma ve kansere bağlı ölüm oranları, erken tanının ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
Jinekolojik kanserler özelinde bakıldığında ise her yıl binlerce kadının rahim, yumurtalık ve rahim ağzı kanseri tanısı aldığı görülüyor. Uzmanlar, bu kanser türlerinin büyük bir bölümünün düzenli taramalar ve koruyucu uygulamalar sayesinde önlenebildiğini ya da erken evrede tamamen tedavi edilebildiğini vurguluyor.
Kanser riskini artıran etkenler arasında tütün ve tütün ürünleri kullanımı, sağlıksız beslenme, obezite, hareketsiz yaşam, aşırı alkol tüketimi ve bazı enfeksiyonlar öne çıkıyor. Özellikle HPV ve Hepatit B gibi virüslerin bazı kanser türleriyle doğrudan ilişkili olduğu biliniyor. Sigaranın bırakılması, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve ideal kilonun korunması, kanserden korunmada temel yaşam tarzı değişiklikleri arasında yer alıyor. Buna ek olarak, HPV ve Hepatit B aşılarının yaygınlaştırılması, kanser riskini ciddi oranda azaltıyor.
Erken tanı ise kanserle mücadelenin en güçlü araçlarından biri olarak gösteriliyor. Meme kanserinde mamografi, rahim ağzı kanserinde HPV testi ve smear, kalın bağırsak kanserinde ise gaitada gizli kan testi ve kolonoskopi gibi tarama yöntemleri sayesinde hastalık, henüz belirti vermeden saptanabiliyor. Erken evrede tanı alan bireylerde tedavi başarısı ve yaşam kalitesi belirgin şekilde artarken, geç tanı konulan vakalarda bu oranlar ciddi biçimde düşüyor.
Rahim ağzı kanseri, önlenebilir kanserler arasında özel bir yere sahip. HPV aşı programlarını uzun süredir uygulayan ülkelerde, aşılanan kadınlarda rahim ağzı kanseri görülme sıklığının dramatik biçimde azaldığı bilimsel çalışmalarla ortaya konmuş durumda. Uzmanlar, HPV aşısının kansere yol açan virüs tiplerine karşı yüksek koruma sağladığını, ancak aşılanmış olunsa bile 30–65 yaş arasındaki kadınların düzenli taramalara devam etmesinin hayati önem taşıdığını belirtiyor.
Kanserle mücadelenin yalnızca sağlık çalışanlarının değil, tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çekiliyor. Toplumsal farkındalığın artırılması, tarama programlarına katılımın yaygınlaştırılması ve herkes için eşit, nitelikli sağlık hizmetine erişimin sağlanmasıyla kanserin toplum üzerindeki yükünün önemli ölçüde azaltılabileceği ifade ediliyor.
Bakmadan Geçme