• Haberler
  • Sağlık
  • Kanser tedavisinin kalbe etkisi yıllar sonra ortaya çıkabiliyor

Kanser tedavisinin kalbe etkisi yıllar sonra ortaya çıkabiliyor

Kanser tedavisinde kullanılan bazı kemoterapi, hedefe yönelik ilaç ve radyoterapi uygulamalarının kalp ve damar sistemi üzerindeki etkileri tedavi sırasında görülebildiği gibi 10, 15 hatta 20 yıl sonra da ortaya çıkabiliyor.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Haberin Özeti

  • Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ve radyoterapinin kalpte 10-20 yıl sonra bile ciddi sorunlara yol açabileceği belirtildi.
  • Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertan Ökmen, kardiyoonkolojinin kalp yetmezliği gibi sorunları erken tespit ederek kanser tedavisinin devamlılığını sağladığını vurguladı.
  • Özellikle meme kanseri hastalarında kalp krizi ve pıhtı oluşumu gibi risklere karşı ekokardiyografi ile uzun dönemli takip önem taşıyor.

Kanser tedavilerindeki gelişmelerle birlikte hastaların yaşam sürelerinin uzaması, tedavi sonrasında kalp sağlığının korunmasını da önemli hale getirdi. Bazı kemoterapi ilaçları, hedefe yönelik tedaviler ve radyoterapi uygulamaları tümör hücreleriyle mücadele ederken kalp ve damar sistemini de etkileyebiliyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kardiyoonkoloji Bölümü Kurucusu ve Direktörü, Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertan Ökmen, kanser hastalarında gelişebilecek kalp sorunlarının erken belirlenmesinin tedavinin devamlılığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

Kardiyoonkolojinin kanser ve kalp hastalıklarının kesiştiği noktada önemli bir görev üstlendiğini belirten Prof. Dr. Ökmen, “Kardiyoonkolojinin temel amacı, kanser hastalarında ortaya çıkabilecek kalp sorunlarını erken dönemde belirleyip gerekli önlemleri alarak kanser tedavisinin güvenli ve kesintisiz biçimde sürdürülmesini sağlamak” dedi.

Kalpteki etkiler 20 yıl sonra bile görülebiliyor

Her kanser hastasında kalp problemi gelişeceği yönünde bir değerlendirme yapmanın doğru olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ertan Ökmen, bazı etkilerin tedavi sırasında, bazılarının ise yıllar sonra kendisini gösterebildiğine dikkat çekti.

Özellikle radyoterapinin kalp üzerindeki etkilerinin uzun yıllar sonra ortaya çıkabileceğini belirten Ökmen, “Bazı kalp sorunları kanser tedavisi sırasında, bazıları ise yıllar sonra ortaya çıkabiliyor. Özellikle radyoterapiye bağlı etkiler 10, 15 hatta 20 yıl sonra görülebiliyor” ifadelerini kullandı.

Meme kanserinde beş yıllık sağkalım oranının yüzde 90’ın üzerine çıkmasının uzun dönemli takibin önemini daha da artırdığını kaydeden Ökmen, riskli hastaların önceden belirlenmesiyle kalp krizi, kalp yetmezliği ve pıhtı oluşumu gibi ciddi sorunlara karşı önlem alınabildiğini söyledi.

Kanser tedavisi sürecinde karşılaşılabilecek önemli sorunların başında kalbin kasılma gücünün azalması geliyor. Bu durum ilerleyen süreçte kalp yetmezliğine kadar gidebiliyor.

Prof. Dr. Ökmen, özellikle meme kanserinin tedavisinde kullanılan bazı kemoterapi ilaçlarıyla hedefe yönelik tedavilerin birlikte uygulanmasının kalp yetmezliği riskini artırabildiğini ifade etti.

Kanser tedavilerinin yalnızca kalp yetmezliğiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirten Ökmen; kalp krizi, damar içinde pıhtı oluşumu, ritim bozuklukları, kalp zarı iltihabı ve kalp kapaklarında ortaya çıkabilecek sorunların da takip edilmesi gerektiğini kaydetti.

Risk taşıyan hastalarda kalbin çalışma kapasitesinin ekokardiyografi ile takip edildiğini ve hassas kan testlerinden yararlanıldığını anlatan Ökmen, herhangi bir olumsuzluk belirlenmesi halinde onkoloji hekimleriyle birlikte tedavinin yeniden değerlendirilebildiğini ifade etti. Buradaki temel hedefin mümkün olduğu ölçüde kanser tedavisini kesmeden kalbi koruyacak yöntemlerin devreye alınması olduğunu söyledi.

Kalp hastalığı bulunanlar daha yakından izlenmeli

Prof. Dr. Ertan Ökmen, kardiyoonkolojik takip açısından özellikle iki hasta grubunun öncelikli değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

İlk grupta hipertansiyon, geçirilmiş kalp krizi veya kalp yetmezliği bulunanların yanı sıra daha önce koroner stent takılan ya da bypass ameliyatı geçiren hastalar bulunuyor. Ailesinde kalp hastalığı öyküsü olan ve kardiyovasküler risk faktörleri yüksek kişiler de bu grupta değerlendiriliyor.

İkinci grubu ise daha önce herhangi bir kalp hastalığı bulunmasa bile kalp fonksiyonlarını etkileyebilecek kemoterapi veya hedefe yönelik ilaçları kullanması planlanan hastalar oluşturuyor.

Ökmen, bu kişilerin kanser tedavisi boyunca kalp sağlığı açısından daha yakın takip edilmesinin oluşabilecek sorunların erken dönemde belirlenmesine yardımcı olduğunu kaydetti.

Kalp hastalığı bulunan bir kişinin kemoterapi veya radyoterapiye başlamadan önce kardiyolojik değerlendirmeden geçirilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Ökmen, cerrahi tedavi planlanan hastalarda da ameliyat öncesinde kalp durumunun değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bu süreçte kalbin çalışma gücü ölçülürken elektrokardiyografi ile mevcut sorunlar araştırılıyor. Kalbe özgü hassas kan testleriyle de hastanın planlanan tedavi açısından risk durumu değerlendirilebiliyor.

Yüksek risk taşıyan hastalarda kanser tedavisinden vazgeçmek yerine daha sık kalp kontrollerinin gündeme gelebileceğini belirten Ökmen, gerekli durumlarda kullanılan ilaçlarda değişikliğe gidilebileceğini ifade etti.

Haftada beş gün 30 dakika yürüyüş önerisi

Kanser tedavisi gören hastaların sürekli dinlenmesi veya yüksek kalorili beslenmesi gerektiği düşüncesinin doğru olmadığını söyleyen Prof. Dr. Ökmen, hareketsizliğin ve yanlış beslenmenin kan şekeri, kolesterol ve tansiyon değerlerini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.

Bazı kanser ilaçlarının, özellikle daha önce hipertansiyon öyküsü bulunan kişilerde tansiyonu yüzde 50’ye varan oranlarda yükseltebildiğini belirten Ökmen, hastanın fiziksel kapasitesi dikkate alınarak haftada beş gün, günde yaklaşık 30 dakika yürüyüş yapılmasını önerdi.

Beslenmede ise aşırı kalorili ve tuzlu gıdalardan uzak durulması, dengeli Akdeniz tipi beslenmenin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

Kanser hücrelerinin sürekli büyüyüp bölünmesi nedeniyle tedavilerin önemli bir bölümünün bu çoğalma mekanizmasını hedef aldığını anlatan Prof. Dr. Ertan Ökmen, bu süreçte bazı sağlıklı hücrelerin de etkilenebildiğini belirtti.

Saç kökleri ve cilt hücreleri gibi hızlı yenilenen sağlıklı hücrelerin tedaviden etkilenebildiğini ifade eden Ökmen, kalp hücrelerinde hızlı bir çoğalma görülmemesine rağmen bazı kanser ilaçlarının kalbin işlevlerini sürdürebilmesi için gerekli biyolojik mekanizmaları etkileyebildiğini söyledi.

Kanser tedavisinin kalbe etkisi yıllar sonra ortaya çıkabiliyor

Bu nedenle özellikle kalp hastalığı bulunan veya kalp üzerinde yan etki oluşturma potansiyeli bulunan kanser tedavilerini alan kişilerin düzenli takip edilmesi, hem kalp sağlığının korunması hem de kanser tedavisinin mümkün olduğunca kesintisiz sürdürülebilmesi açısından önem taşıyor.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme