Kalp hastalığı sadece göğüs ağrısıyla gelmiyor
Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Zafer Işılak, kalp hastalıklarının her zaman şiddetli göğüs ağrısıyla ortaya çıkmadığını belirterek nefes darlığı, olağandışı yorgunluk, çarpıntı, baş dönmesi ve efor kapasitesindeki azalmanın da dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Haberin Özeti
- • Kalp hastalıkları her zaman şiddetli göğüs ağrısıyla belirti vermeyebilir.
- • Doç. Dr. Zafer Işılak, nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi ve olağandışı yorgunluğun önemsenmesi gerektiğini belirtti.
- • Tansiyon, kolesterol, kan şekeri, kilo ve aile öyküsü kalp-damar hastalıkları açısından önemli risk göstergeleri arasında yer alıyor.
Kalp ve damar hastalıklarında erken farkındalık büyük önem taşırken, hastalığın verdiği sinyaller kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Bazı kişilerde kalple ilgili sorunlar bilinen göğüs ağrısının dışında daha farklı yakınmalarla kendisini gösterebiliyor.
Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Zafer Işılak, özellikle kişinin daha önce yaşamadığı veya açıklayamadığı yeni belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Nefes darlığı ve çarpıntıya dikkat
Kalp hastalığının mutlaka şiddetli bir göğüs ağrısıyla başlayacağı düşüncesinin yanıltıcı olabileceğini belirten Işılak, “Özellikle daha önce yaşanmayan bir nefes darlığı, efor kapasitesinde belirgin azalma, göğüste baskı veya sıkışma hissi, çarpıntı, baş dönmesi ya da bayılma gibi belirtiler önemsenmelidir” dedi.
Kalp kaynaklı problemlerin bazı kişilerde mide bölgesindeki rahatsızlık, bulantı veya sırta ve çeneye yayılan ağrıyla da ortaya çıkabileceğini ifade eden Işılak, yeni başlayan, tekrarlayan ya da nedeni açıklanamayan şikâyetlerin değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Kadınlarda belirtiler farklılaşabiliyor
Doç. Dr. Işılak, kadınlarda kalp hastalıklarının ortaya çıkış biçiminin farklılık gösterebildiğine de dikkat çekti.
Kalp krizinin yalnızca erkeklerde görülen ve her zaman klasik göğüs ağrısıyla başlayan bir durum olmadığını belirten Işılak, “Nefes darlığı, olağandışı yorgunluk, bulantı, terleme veya göğüs bölgesinde baskı gibi belirtilerin farklı şekillerde ortaya çıkabileceği dikkate alınıyor” ifadelerini kullandı.
Bu nedenle yalnızca göğüs ağrısına odaklanmak yerine kişinin genel durumundaki değişikliklerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini kaydetti.
Kendini iyi hissetmek tek başına yeterli değil
Kalp ve damar hastalıkları açısından bazı risk faktörleri uzun süre belirti vermeden ilerleyebiliyor. Yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol bunların başında gelirken; diyabet, tütün kullanımı, hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme ve fazla kilo da kalp-damar hastalıklarıyla ilişkili önemli riskler arasında bulunuyor.
Doç. Dr. Işılak, kişinin herhangi bir şikâyetinin bulunmamasının kalp sağlığı açısından tek başına yeterli olmadığını belirterek, “Kalp sağlığının değerlendirilmesinde kişinin herhangi bir şikâyetinin olup olmamasının yanı sıra tansiyon, kolesterol, kan şekeri, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite düzeyi ve tütün kullanımı gibi risk faktörleri de dikkate alınmalıdır. Ailede erken yaşta kalp-damar hastalığı öyküsünün bulunması da risk değerlendirmesinde önem taşır” dedi.
Kalp-damar hastalıklarından korunmada düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, tütün ürünlerinden uzak durma ve sağlıklı vücut ağırlığının korunması önem taşıyor. Tansiyon, kolesterol ve kan şekeri değerlerinin takip edilmesi de kişinin kalp-damar riskinin değerlendirilmesinde önemli göstergeler arasında yer alıyor.
Bakmadan Geçme
