Kadınların yalnızca yüzde 4'ü neden tam yasal eşitliğe sahip?
Dünya Bankası'nın 2026 tarihli 'Kadınlar, İş Dünyası ve Hukuk' raporu, kadınların ekonomik hayatta hâlâ ciddi yapısal engellerle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu.
Dünya genelinde kadınların ekonomik hayata katılımı, yasal düzenlemeler açısından ilerleme kaydetmiş görünse de uygulama düzeyinde önemli eksiklikler sürüyor. Dünya Bankası tarafından yayımlanan “Kadınlar, İş Dünyası ve Hukuk” raporu, kadınlara eşit ekonomik fırsatlar sunmayı amaçlayan düzenlemelerin ortalama olarak yalnızca yüzde 50 oranında hayata geçirildiğini ortaya koydu.
Raporda; kadınların ekonomik güçlenmesi şiddetten korunma, çocuk bakımına erişim, girişimcilik, istihdam güvencesi, varlık sahipliği ve emeklilik hakları dahil olmak üzere 10 temel başlık altında incelendi. Veriler, yasal çerçevenin varlığının tek başına yeterli olmadığını, uygulama ve denetim mekanizmalarının da büyük önem taşıdığını gösteriyor.
Araştırmaya göre kadınlar, yasal düzenlemeler tam olarak uygulansa bile erkeklerin sahip olduğu hakların ancak üçte ikisine erişebiliyor. Küresel ölçekte kadınların yalnızca yüzde 4’ü neredeyse tam yasal eşitlik sunan ekonomilerde yaşıyor. Bu tablo, yalnızca toplumsal cinsiyet eşitliği açısından değil, ekonomik büyüme ve sürdürülebilir kalkınma açısından da ciddi bir potansiyel kaybına işaret ediyor.
Özellikle şiddetten korunma alanındaki yetersizlikler, kadınların istikrarlı bir şekilde çalışma hayatında yer almasını zorlaştırıyor. Güvenli bir çalışma ve yaşam ortamının sağlanamaması, kadınların ekonomik üretkenliğini doğrudan etkiliyor.
Girişimcilik alanında ise kadınlar birçok ülkede yasal olarak iş kurma hakkına sahip olsa da finansmana erişim konusunda engeller sürüyor. Ekonomilerin yaklaşık yarısında krediye eşit erişimi destekleyen mekanizmalar bulunuyor. Bu durum, kadın girişimcilerin büyüme potansiyelini sınırlayan önemli bir bariyer olarak öne çıkıyor.
Çocuk bakım hizmetleri de kadınların iş gücüne katılımında belirleyici bir faktör olmaya devam ediyor. Uygun fiyatlı ve güvenilir bakım hizmetleri, özellikle annelerin istihdamda kalabilmesi veya daha nitelikli işlere geçiş yapabilmesi açısından kritik rol oynuyor. Ancak incelenen 190 ekonominin yarısından azında ailelere mali ya da vergi desteği sağlayan düzenlemeler mevcut. Mevcut ekonomilerde ise kaliteli ve erişilebilir çocuk bakımını destekleyen politikaların yalnızca yüzde 30’u yürürlükte bulunuyor.
Düşük gelirli ülkelerde tablo daha da çarpıcı. Bu ülkelerde çocuk bakımına yönelik destek mekanizmalarının yalnızca yüzde 1’i aktif durumda. Bu da kadınların ekonomik hayata katılımının, özellikle kırılgan ekonomilerde yapısal olarak sınırlandığını gösteriyor.
Dünya Bankası’nın ortaya koyduğu veriler, küresel ölçekte kadınların ekonomik eşitliğinin yalnızca bir sosyal adalet meselesi olmadığını, aynı zamanda büyüme, istihdam ve refah artışı için stratejik bir gereklilik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Bakmadan Geçme