Kadınlar bu belirtileri ihmal ediyor: Kanserin erken habercisi olabilir!
Memorial Göztepe Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Prof. Dr. Salih Taşkın, menopoz sonrası kanama, adet düzensizliği ve geçmeyen karın şişkinliği gibi şikâyetlerin jinekolojik kanserlerin belirtisi olabileceğini belirterek erken tanının önemini vurguladı.
Haberin Özeti
- • Prof. Dr. Salih Taşkın, menopoz sonrası kanama, adet düzensizliği ve geçmeyen karın şişkinliği gibi şikâyetlerin jinekolojik kanser belirtisi olabileceğini belirtti.
- • Yumurtalık kanseri belirtileri (karın şişkinliği, hazımsızlık) sindirim sorunlarıyla karışabilir; açıklanamayan kilo kaybı da mutlaka değerlendirilmelidir.
- • Bu belirtiler kalıcı veya tekrarlayıcı ise ihmal edilmemeli; HPV aşısı yaptıran kadınlar da rahim ağzı kanseri taramalarına devam etmelidir.
Kadınlarda görülen bazı kanser türleri, başlangıç döneminde günlük yaşamda sık karşılaşılan şikâyetlerle kendini gösterebiliyor. Özellikle düzensiz kanamalar, karında şişkinlik, kasık ağrısı ve genital bölgedeki değişikliklerin önemsenmemesi, hastalığın teşhis edilmesini geciktirebiliyor.
Memorial Göztepe Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Salih Taşkın, rahim, rahim ağzı, yumurtalık, tüp, vulva ve vajina kanserlerinde görülebilen belirtiler hakkında bilgi verdi. Kadınların vücutlarında meydana gelen değişiklikleri takip etmeleri gerektiğini belirten Taşkın, özellikle uzun süren veya tekrarlayan şikâyetlerin hekim tarafından değerlendirilmesini önerdi.
Yumurtalık kanseri farklı hastalıklarla karıştırılabiliyor
Prof. Dr. Salih Taşkın, yumurtalık kanserinin erken evrede belirgin ve kendine özgü belirtiler göstermeyebildiğini ifade etti. Karında şişkinlik, hazımsızlık, çabuk doyma ve kasık ağrısı gibi yakınmaların sindirim sistemi sorunlarıyla karıştırılabildiğini belirtti.
Bu şikâyetlerin yeni başlaması, sık sık tekrarlaması veya giderek şiddetlenmesi durumunda jinekolojik değerlendirme yapılması gerektiğini bildiren Taşkın, rahim kanserinin ise çoğunlukla anormal vajinal kanamayla belirti verebildiğini aktardı.
Özellikle menopoz dönemini tamamlamış kadınlarda yeniden ortaya çıkan vajinal kanamanın normal kabul edilmemesi gerektiğini vurgulayan Taşkın, böyle bir durumda zaman kaybetmeden doktora başvurulmasını önerdi.
Prof. Dr. Taşkın'ın dikkat edilmesi gerektiğini belirttiği diğer şikâyetler arasında adet dönemleri dışında görülen kanamalar, normalden uzun veya yoğun süren adetler, cinsel ilişki sonrasında tekrarlayan kanama, açıklanamayan kilo kaybı ve sürekli karın ağrısı bulunuyor.
İdrar yapma veya bağırsak alışkanlıklarında yeni gelişen değişiklikler ile genital bölgede geçmeyen kaşıntı, yara, renk değişikliği ve ele gelen kitlelerin de değerlendirilmesi gerekiyor.
Taşkın, bu belirtilerin her zaman kanser anlamına gelmediğini ancak kalıcı veya tekrarlayıcı olmaları durumunda ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.
HPV aşısı yaptıran kadınlar da taramaya devam etmeli
Jinekolojik kanserlerde risk faktörlerinin bilinmesinin korunma açısından önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Salih Taşkın, ailede genç yaşta görülen yumurtalık, rahim, meme veya bağırsak kanseri öyküsünün bazı kadınlarda riski artırabildiğini söyledi.
Obezite, sigara kullanımı ve uzun süreli HPV enfeksiyonunun da belirli jinekolojik kanser türleriyle ilişkili olduğunu ifade eden Taşkın, herhangi bir risk faktörü bulunmayan kadınlarda da hastalık gelişebileceğini hatırlattı.
Rahim ağzı kanserinden korunmada HPV aşısının önemli bir yere sahip olduğunu belirten Taşkın, aşının özellikle virüsle karşılaşılmadan önce uygulanmasının koruyuculuğu artırdığını anlattı.
Ancak HPV aşısının mevcut enfeksiyonu tedavi etmediğini ve rahim ağzı kanseri taramalarının yerine geçmediğini vurguladı. Aşı yaptıran kadınların da yaşlarına ve sağlık durumlarına uygun tarama programlarını sürdürmeleri gerektiğini kaydetti.
Smear testinin bütün kadın kanserlerini tespit etmediğini belirten Taşkın, bu testin HPV testiyle birlikte esas olarak rahim ağzı kanserinin taranmasında kullanıldığını bildirdi.
Smear veya HPV testinin normal çıkmasının rahim ya da yumurtalık kanserinin bulunmadığı anlamına gelmediğini ifade eden Taşkın, ağrı olmamasının da hastalık ihtimalini tamamen ortadan kaldırmadığını söyledi.
Tedavide hastanın yaşı ve doğurganlık isteği de dikkate alınıyor
Prof. Dr. Salih Taşkın, şüpheli belirtilerle başvuran kadınlarda öncelikle jinekolojik muayene yapıldığını, gerekli görülmesi halinde ultrason, doku örneklemesi ve biyopsi gibi yöntemlerden yararlanıldığını belirtti.
Kanser tanısı konulması durumunda tedavinin hastalığın türüne, evresine ve kişinin genel sağlık durumuna göre planlandığını anlatan Taşkın, günümüzde farklı tedavi seçeneklerinin bulunduğunu ifade etti.
Robotik cerrahi, hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapi gibi yöntemlerin uygun hastalarda kullanılabildiğini belirten Taşkın, özellikle genç yaşta tanı alan kadınlarda doğurganlığın korunmasına yönelik seçeneklerin de değerlendirilebildiğini söyledi.
Bu yaklaşımın her hasta için uygun olmadığını, hastalığın türü ve evresinin tedavi kararında belirleyici olduğunu kaydetti.
Kadınların korku veya ihmal nedeniyle muayenelerini ertelememesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Salih Taşkın, menopoz sonrası kanama, tekrarlayan adet düzensizlikleri, ilişki sonrası kanama ve geçmeyen karın şişkinliği gibi belirtilerde erken başvurunun tanı ve tedavi açısından önemli olduğunu belirtti.
Bakmadan Geçme
