• Haberler
  • Ekonomi
  • Doğa alarm veriyor: Sulak alan kaybı ekonomiyi tehdit ediyor

Doğa alarm veriyor: Sulak alan kaybı ekonomiyi tehdit ediyor

Gezegenin en hayati ekosistemlerinden biri olan sulak alanlar her yıl hızla azalırken, bu kayıp yalnızca doğayı değil, küresel ekonomiyi ve insan yaşamını da ciddi biçimde tehdit ediyor.

Dünya genelinde ekolojik dengelerin korunmasında kritik rol üstlenen sulak alanlar, alarm veren bir hızla yok olmaya devam ediyor. Her yıl yaklaşık 39 trilyon dolarlık ekonomik ve çevresel fayda sağlayan bu alanlarda, yıllık ortalama yüzde 0,52 oranında kayıp yaşandığı belirtiliyor. Uzmanlar, mevcut gidişatın sürmesi halinde bunun küresel ölçekte ağır sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunuyor.

Sulak alanlara yönelik farkındalığı artırmak amacıyla her yıl 2 Şubat’ta Dünya Sulak Alanlar Günü kutlanıyor. 1997’den bu yana çeşitli etkinliklerle anılan bu gün, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 30 Ağustos 2021 tarihli kararıyla resmiyet kazandı. Bu kapsamda yayımlanan güncel raporlar, sulak alanların yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal açıdan da vazgeçilmez olduğunu ortaya koyuyor.

1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalanan ve 1975’te yürürlüğe giren Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi, bugün 172 ülkeyi kapsıyor. Sözleşmeye taraf ülkeler, kıyı ve iç sulak alanlarını korumak ve sürdürülebilir şekilde yönetmekle yükümlü bulunuyor. Dünya genelinde 2 bin 500’ü aşkın Ramsar alanı bulunurken, bu alanlar toplamda yaklaşık 2,5 milyon kilometrekarelik bir yüzölçümünü kapsıyor.

Koruma altındaki en geniş sulak alanlara sahip ülke Brezilya olurken, Bolivya ikinci sırada yer alıyor. Kanada, Çad, Kongo ve Rusya Federasyonu gibi ülkeler de 100 bin kilometrekarenin üzerinde sulak alana sahip ülkeler arasında bulunuyor. Türkiye ise 1994 yılında taraf olduğu sözleşme kapsamında 14 Ramsar alanını koruma altına almış durumda.

Ancak tüm bu çabalara rağmen kayıplar devam ediyor. 1970’ten bu yana dünya genelindeki sulak alanların en az yüzde 22’sinin yok olduğu belirtiliyor. Tarım alanlarının genişlemesi, plansız kentleşme, sanayi faaliyetleri, baraj ve yol projeleri ile iklim değişikliği bu kayıpların başlıca nedenleri arasında gösteriliyor.

Uzmanlara göre sulak alanların değerinin karar alma süreçlerinde yeterince dikkate alınmaması, sorunun temelini oluşturuyor. Mevcut raporlar, bu alanların korunması ve bozulmuş sulak alanların yeniden kazandırılması için daha güçlü politikalar, daha etkili finansman mekanizmaları ve kapsamlı restorasyon projeleri gerektiğine işaret ediyor.

Sulak alanlar, su güvenliğinden biyolojik çeşitliliğe, iklim değişikliğiyle mücadeleden doğal afetlere karşı dirence kadar pek çok alanda hayati işlev görüyor. İçme suyu kaynakları, balıkçılık ve tarımsal üretim bu ekosistemlere doğrudan bağlıyken, sulak alanların yok olması sel ve kuraklık riskini de artırıyor.

Dünya kara yüzeyinin yaklaşık yüzde 6’sını oluşturan sulak alanlar, bitki ve hayvan türlerinin yaklaşık yüzde 40’ına yaşam alanı sunuyor. Aynı zamanda yüksek karbon tutma kapasiteleri sayesinde iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir tampon görevi üstleniyor. Uzmanlar, sulak alanların korunmasına yapılan her yatırımın, insanlığın ortak geleceğine yapılan bir yatırım olduğunun altını çiziyor.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
AA

Bakmadan Geçme