Çocuklarda işitme kaybı konuşmayı geciktirebilir
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Deniz Özlem Topdağ, çocuklarda erken fark edilmeyen işitme kaybının konuşma, dil gelişimi ve öğrenme becerilerini olumsuz etkileyebileceğini belirtti.
Haberin Özeti
- • Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Deniz Özlem Topdağ, erken fark edilmeyen işitme kaybının çocuklarda konuşma, dil gelişimi ve öğrenme becerilerini olumsuz etkilediğini belirtti.
- • Genetik etkenler, anne karnındaki enfeksiyonlar veya orta kulakta sıvı birikmesi gibi nedenlerle ortaya çıkan işitme kaybı doğuştan görülebileceği gibi sonradan da gelişebiliyor.
- • Konuşmaya geç başlayan, seslenildiğinde tepki vermeyen veya televizyonun sesini sürekli yükselten çocukların vakit kaybetmeden işitme yönünden değerlendirilmesi büyük önem taşıyor.
Çocukların konuşmayı öğrenmesinde duydukları seslerin büyük rolü bulunuyor. Bebekler yaşamlarının ilk aylarından itibaren çevrelerindeki seslere tepki veriyor, zamanla kelimeleri ayırt etmeye ve duyduklarını taklit etmeye başlıyor. Ancak işitme kaybı yaşayan çocuklarda bu gelişim süreci beklenenden daha yavaş ilerleyebiliyor.
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Deniz Özlem Topdağ, işitme kaybının yalnızca hiç duyamama şeklinde ortaya çıkmadığını belirterek hafif düzeydeki ve tek taraflı işitme sorunlarının da çocukların konuşma gelişimini etkileyebileceğini ifade etti.
Özellikle konuşmaya geç başlayan, seslenildiğinde tepki vermeyen veya televizyonun sesini sürekli yükselten çocukların işitme yönünden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Topdağ, erken tanının çocuğun gelişimi açısından belirleyici olduğunu söyledi.
İşitme kaybı her yaşta ortaya çıkabilir
Çocuklarda işitme kaybı doğuştan görülebileceği gibi ilerleyen yıllarda da gelişebiliyor. Genetik etkenler, anne karnında geçirilen bazı enfeksiyonlar, iç kulak yapısındaki farklılıklar ve çeşitli sağlık sorunları doğuştan işitme kaybına yol açabiliyor.
Ailede işitme kaybı öyküsü bulunmaması ise bebeğin mutlaka normal işiteceği anlamına gelmiyor. Bu nedenle doğum sonrasında uygulanan yenidoğan işitme taramaları, olası sorunların erken belirlenmesinde kullanılıyor.
Op. Dr. Deniz Özlem Topdağ, yenidoğan taramasından başarılı sonuç alınmasının ilerleyen yaşlarda işitme problemi yaşanmayacağı anlamına gelmediğini hatırlattı.
Çocukluk döneminde ortaya çıkan işitme sorunlarının nedenlerinden biri de orta kulakta sıvı birikmesi. Geniz eti büyümesi ve östaki tüpünün işlevindeki bozukluklar, kulak zarının arkasında sıvı toplanmasına neden olabiliyor. Bu durum seslerin iletimini zorlaştırarak işitme düzeyini etkileyebiliyor.
Orta kulak enfeksiyonları, kulak zarındaki problemler ve iç kulakla ilgili hastalıklar da işitme kaybının nedenleri arasında yer alıyor.
Tek kulağın normal işitmesi de her zaman yeterli olmayabiliyor. Tek taraflı işitme kaybı bulunan çocuklar, özellikle kalabalık sınıflarda konuşmaları anlamakta veya sesin geldiği yönü belirlemekte zorlanabiliyor.
Konuşma gecikmesinin nedeni işitme kaybı olabilir
Çocuklar konuşma becerilerini geliştirirken çevrelerinden duydukları sesleri öğreniyor ve tekrar ediyor. Seslerin yeterince net duyulamaması, bazı harflerin yanlış söylenmesine, kelime öğreniminin gecikmesine ve konuşmanın anlaşılmasının zorlaşmasına neden olabiliyor.
İşitme kaybının etkileri yalnızca kelimelerin telaffuzuyla sınırlı kalmıyor. Çocuğun söylenenleri anlaması, kelime hazinesini geliştirmesi, cümle kurması ve karşılıklı iletişim kurması da etkilenebiliyor.
Op. Dr. Deniz Özlem Topdağ, konuşma gelişiminde gecikme yaşayan çocukların işitme testlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.
Bununla birlikte her konuşma gecikmesinin işitme kaybından kaynaklanmadığını ifade eden Topdağ, gelişimsel dil bozuklukları ve farklı nörogelişimsel durumların da benzer belirtilere yol açabileceğini aktardı.
İşitme kaybının çocuk üzerindeki etkisi; sorunun başladığı yaşa, derecesine, türüne ve ne kadar süre devam ettiğine göre değişebiliyor.
Aileler hangi belirtileri takip etmeli?
Bebeklerde yüksek seslere tepki verilmemesi, sesin geldiği yöne dönülmemesi ve beklenen dönemde heceleme davranışlarının gelişmemesi işitme sorununa işaret edebiliyor.
Daha büyük çocuklarda ise farklı belirtiler görülebiliyor. İsmi söylendiğinde dönüp bakmama, konuşulanların tekrar edilmesini isteme, televizyon sesini yükseltme ve verilen yönergeleri anlamakta zorlanma bunlardan bazıları.
Okul çağındaki çocuklarda öğretmenin söylediklerini takip edememe, sınıf içinde dikkatini toplamakta güçlük yaşama ve konuşmaları yanlış anlama gibi durumlar da işitme sorunlarıyla ilişkili olabiliyor.
Op. Dr. Deniz Özlem Topdağ, bazı çocukların söylenenleri yerine getirmemesinin davranış sorunu olarak yorumlanabildiğini, ancak bunun altında konuşmaları yeterince duyamama durumunun da bulunabileceğini belirtti.
Tek bir belirtinin işitme kaybı tanısı koymak için yeterli olmadığını hatırlatan Topdağ, ailelerin şüphe duydukları durumlarda değerlendirmeyi geciktirmemelerini önerdi.
İşitme kaybı nasıl belirleniyor?
Çocuklarda işitme testleri yaşa ve gelişim düzeyine göre farklı yöntemlerle gerçekleştiriliyor. Yenidoğan döneminde otoakustik emisyon ve işitsel beyin sapı yanıtı gibi testler kullanılabiliyor.
Daha büyük çocuklarda ise oyun odyometrisi ve davranışsal işitme testleriyle işitme düzeyi değerlendirilebiliyor.
Kulak burun boğaz muayenesinde kulak yolu, kulak zarı ve orta kulak yapıları inceleniyor. Gerekli görülen durumlarda timpanometri uygulanarak orta kulağın işlevi hakkında bilgi ediniliyor.
Yenidoğan işitme taramasından geçemeyen bebeklerin tanısal değerlendirmesinin geciktirilmemesi gerekiyor. Erken işitme tanısı ve müdahalesine ilişkin uluslararası yaklaşımda, mümkün olduğunda doğumdan sonraki ilk ay içinde taramanın tamamlanması, üçüncü aya kadar tanının konulması ve altıncı aya kadar uygun desteğin başlatılması hedefleniyor.
Op. Dr. Deniz Özlem Topdağ, işitme kaybının erken belirlenmesinin çocuğun ihtiyaçlarına uygun tedavi ve gelişim desteğinin planlanmasına yardımcı olduğunu ifade etti.
Tedavi işitme kaybının nedenine göre değişiyor
İşitme kaybı yaşayan her çocuk için aynı tedavi uygulanmıyor. Orta kulakta sıvı birikmesine bağlı sorunlarda takip, altta yatan nedenlerin tedavisi veya uygun durumlarda kulak tüpü uygulaması gündeme gelebiliyor.
Kalıcı işitme kayıplarında ise işitme cihazları, uygun hastalarda koklear implant ve farklı işitsel destek yöntemleri kullanılabiliyor.
Tedavi sürecinde yalnızca işitmenin desteklenmesi değil, çocuğun konuşma ve dil gelişiminin takip edilmesi de gerekiyor. Dil ve konuşma terapisi, aile katılımı, eğitim desteği ve düzenli odyolojik kontroller bu sürecin parçaları arasında bulunuyor.
Op. Dr. Deniz Özlem Topdağ, çocukluk döneminde işitme kaybının zamanında fark edilmesinin konuşma ve iletişim becerilerinin gelişimini destekleyebileceğini belirterek ailelerin çocuklarının işitsel tepkilerini ve dil gelişimini yakından takip etmeleri gerektiğini vurguladı.
İşitme kaybının erken dönemde belirlenmesi, çocukların eğitim hayatında yaşayabilecekleri güçlüklerin azaltılması ve sosyal iletişim becerilerinin desteklenmesi açısından da önem taşıyor.
Bakmadan Geçme