• Haberler
  • Dünya
  • Bölünmeden dayanışmaya: Filistin'in 29 Kasım gerçeği

Bölünmeden dayanışmaya: Filistin'in 29 Kasım gerçeği

BM'nin 1947'de Filistin'i iki devlete ayıran kararıyla tarihe geçen 29 Kasım, 30 yıl sonra bu kez Filistin halkıyla uluslararası dayanışmanın simge günü olarak anılmaya başlandı.

Filistin topraklarında yaklaşık 80 yıl önce yaşananlar, bugün hâlâ bölgenin kaderini belirlemeye devam ediyor. 29 Kasım 1947’de BM Genel Kurulu, Filistin’i “Arap” ve “Yahudi” olmak üzere iki ayrı devlete bölmeyi öngören 181 sayılı kararı kabul etti. Bu karar, yalnızca çizilen sınırlar nedeniyle değil, Yahudilerin Filistin’de devlet kurma talebinin uluslararası meşruiyet kazanması bakımından da bir dönüm noktasıydı. O dönemde bölgede 1,35 milyon Filistinli ve 630 bin Yahudi yaşıyordu; Filistinliler topraklarının tarihsel ve hukuki olarak kendilerine ait olduğunu savunurken, Yahudi gruplar kendi devletlerini kurma isteğini öne çıkarıyordu.

BM’nin kabul ettiği plana göre Filistin’in yüzde 56’sı Yahudi devletine, yüzde 42’si Arap devletine ayrılmış; Kudüs ve Beytüllahim’i kapsayan yüzde 2’lik bölüm ise uluslararası yönetim altında “tarafsız bölge” ilan edilmişti. Nüfusun çoğunluğunu oluşturan Araplar karara karşı çıksa da, 33 ülkenin “evet”, 13 ülkenin “hayır” oyu ve 10 ülkenin çekimser kalmasıyla plan kabul edildi.

Planın uygulanmasıyla İngiliz mandasının çekilmesi ve toprakların üçe bölünmesi öngörülüyordu. Arap devletine ayrılan alan Batı Celile, Akka, Batı Şeria ve Refah’a kadar uzanan sahil şeridini içerirken; Yahudi devletine ayrılan kısım Hayfa-Tel Aviv hattından Necef Çölü’ne kadar uzanıyordu. Kudüs ve çevresi ise BM vesayetine bırakılmıştı.

Ancak tarih, bu bölünme planının sahada birebir uygulanmadığını gösterdi. 1948’de Yahudi güçleri Filistin topraklarının büyük kısmını fiilen kontrol altına aldı. Filistin topraklarının dörtte üçü İsrail’in hâkimiyetine geçti; Batı Şeria Ürdün’e, Gazze ise Mısır yönetimine bağlandı. Ardından İsrail, 1967’de Batı Şeria, Doğu Kudüs, Gazze, Sina Yarımadası ve Golan Tepeleri’ni işgal etti. BM Güvenlik Konseyi’nin aynı yıl aldığı 242 sayılı karar, İsrail’in işgal ettiği bölgelerden çekilmesini talep etse de, aradan 58 yıl geçmesine rağmen işgal varlığını sürdürdü.

Bu tarihsel gerçeklik, 29 Kasım’ın dünya için ikinci bir anlam kazanmasına zemin hazırladı. BM, 2 Aralık 1977 ve 12 Aralık 1979’da aldığı kararlarla 29 Kasım’ı bu kez “Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü” olarak ilan etti. BM, bu günün Filistin meselesinin hâlâ çözülememiş olduğunu hatırlatmak için bir fırsat niteliği taşıdığını vurguluyor. Filistin halkının “kendi kaderini tayin hakkı, bağımsızlık, egemenlik ve mültecilerin geri dönüş hakkı” gibi temel haklarını hâlâ elde edemediği ifade ediliyor.

Bugün dünyada sivil toplum kuruluşları ve birçok ülke, bu özel gün kapsamında toplantılar, bildiriler, kampanyalar ve film gösterimleri ile Filistin’e destek mesajları yayımlıyor. Ancak 29 Kasım’ın 48. yıl dönümünde bile tablo değişmiş değil: İsrail, tarihi Filistin topraklarının yaklaşık yüzde 85’ini kontrol ediyor; Filistin ise yalnızca yüzde 15’lik bir alanda egemenlik mücadelesi yürütmeye devam ediyor. Böylece 29 Kasım, Filistin için hem bölünmenin hem de dayanışmanın simgesi olarak tarihteki yerini koruyor.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
AA

Bakmadan Geçme