• Haberler
  • Sağlık
  • Biriktirme bozukluğu uyarısı: Evler ve dijital alanlar çöplüğe dönebilir

Biriktirme bozukluğu uyarısı: Evler ve dijital alanlar çöplüğe dönebilir

BEUN Hastanesi'nden Prof. Dr. Nuray Atasoy, biriktirme bozukluğunun tedavi edilmemesi halinde yalnızca yaşam alanlarını değil dijital ortamları da işlevsiz hale getirebileceğini belirterek, erken profesyonel destek çağrısında bulundu.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Atasoy, kamuoyunda “istifçilik” ya da “çöp ev” olarak bilinen biriktirme bozukluğunun (dispozofobi) ciddiye alınması gereken bir ruh sağlığı sorunu olduğunu söyledi.

Bu durumun yalnızca fiziksel eşyalarla sınırlı kalmadığını ifade eden Atasoy, modern çağda dijital alanların da kontrolsüz bir şekilde doldurulabildiğine dikkat çekti. Tedavi edilmediğinde yaşam alanlarının kullanılamaz hale gelebildiğini belirten Atasoy, “Biriktirme davranışı nedeniyle evler adeta çöpe dönüşebiliyor” dedi.

Dispozofobinin depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, psikoz ve şizofreni gibi psikiyatrik rahatsızlıklarla birlikte görülebildiğini vurgulayan Atasoy, sorunun temelinde farklı psikolojik etkenlerin bulunabileceğini ifade etti. Bazı vakalarda bunun kişinin içsel boşluk duygusunun bir yansıması olabildiğini kaydetti.

Kadın ve erkeklerde görülebilen biriktirme bozukluğunun yaş ilerledikçe daha sık ortaya çıkabildiğini belirten Atasoy, özellikle bilişsel gerilemenin eşlik ettiği durumlarda istifçiliğin artış gösterebildiğini dile getirdi.

Teknolojinin yaygınlaşmasıyla sorunun dijital boyut kazandığını belirten Atasoy, e-postaların ve dijital dosyaların kontrolsüz şekilde biriktirilmesinin önemli bilgilerin gözden kaçmasına ve işlev kaybına yol açabileceğini söyledi. Dijital alanın da sınırsız olmadığına dikkat çeken Atasoy, gereksiz veri birikiminin zaman ve enerji kaybına neden olduğunu ifade etti.

Sorunun fark edildiği anda profesyonel destek alınmasının önemine değinen Atasoy, uygun tedavi yöntemleriyle biriktirme davranışının kontrol altına alınabileceğini belirtti. Genetik yatkınlığın da etkili olabileceğini söyleyen Atasoy, ailesinde depresyon veya takıntı öyküsü bulunan kişilerde riskin artabildiğini kaydetti.

Ayrıca çocukluk döneminde öğrenilen davranış kalıplarının da etkili olabileceğini dile getiren Atasoy, hiçbir eşyanın atılmadığı bir ortamda büyüyen çocukların nesnelere gereğinden fazla anlam yükleyebildiğini, tedavi sürecinde hem bireyin hem de ailesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
AA

Bakmadan Geçme