• Haberler
  • Politika
  • Bakan Fidan'dan dikkat çeken çağrı: 'Terörizmle birlikte mücadele etmeliyiz'

Bakan Fidan'dan dikkat çeken çağrı: 'Terörizmle birlikte mücadele etmeliyiz'

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Al Jazeera'ye verdiği röportajda bölgesel işbirliği ve güvenlik mimarisi vurgusu yaptı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar merkezli Al Jazeera kanalında Resul Serdar Ataş’ın sorularını yanıtladığı röportajda bölgesel gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Fidan, güvenlik ve istikrarın kalıcı hale gelebilmesi için ülkeler arası diyalog ve kurumsallaşmanın önemine işaret ederek, “Bölgesel işbirliğine, bölgesel güvenlik yapısının kurulmasına ihtiyacımız var. Bir tarafla savaşacaksak, bu taraf terörist olmalıdır; birlikte, terörizmle mücadele etmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

Röportajda Suriye başlığına da geniş yer ayıran Fidan, terör örgütü YPG/SDG ile Şam yönetimi arasında varılan mutabakatı “anlamlı ve önemli” bulduğunu belirterek Türkiye’nin ilke olarak uzlaşıdan yana olduğunu söyledi. Fidan, “Prensip gereği, Türkiye olarak, taraflar kim olursa olsun bir uzlaşıya varırlarsa bunu destekleriz. Çünkü belirli ilkeler üzerinde anlaşmaya vardıkları sürece, bizim açımızdan desteklemeye değer olduğunu düşünüyorum. Ancak Türkiye'nin ulusal güvenlik çıkarları konusunda kendi endişelerimiz, kendi kırmızı çizgilerimiz var.” dedi. Sahadaki mevcut ateşkesin bazı gelişmelere alan açtığını da dile getiren Fidan, “ateşkesin devam etmesinin Amerikan güçlerinin DEAŞ tutuklularını Suriye’den Irak’a nakletmesine olanak tanıdığına” dikkat çekerek, “Bunun önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Bence herkes buna yardımcı olmalı. Türkiye olarak, Amerikalılarla birlikte bunu gerçekten kolaylaştırmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin “Kürtlerin liderliğindeki herhangi bir polis yapısını kabul edip etmeyeceğine” ilişkin soruya yanıt veren Fidan, “SDG esasen Suriye'deki PKK'nın bir uzantısıdır ve PKK'nın dört ülkede dört kolu vardır: Suriye, Irak, İran ve Türkiye. Yani, dört ülke için hedefleri var. Suriye Kürtlerine gerçekten değer veriyoruz. Onlara oldukça adil davranılmalı.” değerlendirmesinde bulundu. PKK’nın geçmişte farklı ülkelerden örgüte katılan unsurları Suriye’de görevlendirdiğini dile getiren Fidan, “Onlar Suriyeli değiller ve şu anda Suriye'deler. Tek amaçları ise Türkiye'nin ulusal güvenlik çıkarlarına zarar vermek. Ve biz bunun gerçekten ortadan kalkmasını istiyoruz.” dedi. Fidan, kamuoyunun pek bilmediği bir noktaya daha işaret ederek, SDG kontrolündeki bölgelerde Türkiye’ye karşı faaliyet gösterebilecek bazı “Türk solcu unsurlarına” da alan açıldığını söyledi ve “300 kadar silahlı insan var orada… tek görevleri Türk askeri ve güvenlik güçlerine saldırı fırsatları aramak.” ifadelerini kullandı.

Suriye’de egemenlik ve üniter devlet ilkelerine vurgu yapan Fidan, “Bence egemen ve üniter bir devlette iki ordunun varlığını istemezsiniz. Tabii ki tek bir ordu olmalı, tek bir otorite tarafından komuta edilen tek bir ordu.” diyerek güvenlik düzenlemelerinin Şam ile SDG arasında ele alınabilecek bir çerçevede yürütülmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin mikro düzeyde yönetim tartışmalarına odaklanmak istemediğini söyleyen Fidan, kendi hassasiyetlerinin farkında olduklarını ve taleplerinin “yapılabilir” olduğunu ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politika yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, Gazze’de ateşkes ve Ukrayna’da savaşın durdurulmasına dönük girişimlerin önemine işaret etti. Suriye konusunda da bakış açıları arasında büyük ölçüde örtüşme gördüğünü dile getiren Fidan, Şam yönetiminin uluslararası ve bölgesel taleplere “oldukça iyi yanıt verdiğini” söyledi. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Washington ziyaretini hatırlatan Bakan Fidan, “DEAŞ'a karşı Uluslararası Koalisyon'un bir parçası olmasını sağlayan Şartı imzaladı… yeni hükümetin kurumsal açıdan DEAŞ'a karşı Koalisyon'un bir parçası olması açısından çok anlamlı” ifadelerini kullandı. Ancak SDG başlığında zaman zaman ABD ile Şam arasında görüş ayrılıkları olabildiğini, bu sorunun çözümü için kapsamlı görüşmeler yürütüldüğünü belirtti.

Gazze gündeminde Türkiye’nin pozisyonuna dair de konuşan Fidan, “Bizim sorunumuz İsrail ile değil, bölgedeki İsrail politikalarıyla, özellikle Filistinlilere yönelik politikalarla ve son zamanlarda Gazze'de yaşanan soykırımla.” dedi. Türkiye’nin Gazze’deki barış sürecine insani, askeri ve siyasi katkı vermeyi sürdürdüğünü belirten Fidan, talep edilmesi halinde Uluslararası İstikrar Gücü’ne asker sağlama konusunda da hazır olduklarını söyledi. İran başlığında ise daha fazla bölgesel işbirliği çağrısı yapan Fidan, güven inşasının temel mesele olduğunu vurgulayarak, “Bölgemizdeki sorun, bölgedeki ulus devletler arasındaki güven eksikliği. Uluslarımız arasındaki güveni artırmayı başarabilirsek, bu istikrar ve barış getirmeye yardımcı olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda olası bir barış anlaşmasına önceki girişimlere göre daha yakın olunduğunu söyleyen Fidan, Türkiye’nin iletişim kanallarını açık tuttuğunu, ateşkes görüşmeleri, esir değişimi ve insani başlıklarda kolaylaştırıcı rol üstlendiğini anlattı. Fidan, olası barış anlaşmasının yalnızca iki ülke arasında kalmayacağını vurgulayarak, “Rusya ile Ukrayna arasındaki herhangi bir barış anlaşması sadece Rusya ile Ukrayna arasında olmayacak, aynı zamanda Avrupa ile Rusya arasında olacak.” ifadelerini kullandı. NATO ve Avrupa güvenliği tartışmalarına değinen Fidan, olası bir bölünme halinde Avrupa’nın savunma kapasitesini artırması gerekeceğini belirtti; Türkiye, Birleşik Krallık ve bazı büyük Avrupa ülkelerinin yeni güvenlik mimarisi üzerine nitelikli tartışmalar yürütmesinin önemine işaret etti.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
AA

Bakmadan Geçme