• Haberler
  • Sağlık
  • Bağırsak florasındaki bozulma kolon kanseri riskini genç yaşlara taşıyor

Bağırsak florasındaki bozulma kolon kanseri riskini genç yaşlara taşıyor

Son araştırmalar, bağırsak florasında meydana gelen değişikliklerin ve 'kolibaktin' adlı toksinin genç yaşta görülen kolon ve rektum kanserleriyle bağlantılı olabileceğini ortaya koyarken, erken tanının hayat kurtardığı vurgulanıyor.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Haberin Özeti

  • Bağırsak florasındaki bozulma ve "kolibaktin" toksini, genç yaşta görülen kolon ve rektum kanseri riskinin artışıyla ilişkilendiriliyor.
  • Makattan kanama, dışkılama alışkanlığındaki değişiklik, kilo kaybı ve kansızlık gibi belirtilerin ihmal edilmemesi, 45 yaşından itibaren kolonoskopi taramasının aksatılmaması öneriliyor.
  • Erken evrede tespit edilen uygun vakalarda, Endoskopik Submukozal Diseksiyon (ESD) yöntemiyle cerrahi kesi yapılmadan tedavi uygulanabiliyor.

Kolon ve rektum kanserleri, uzun yıllar boyunca daha çok ileri yaşlarda görülen hastalıklar arasında yer alsa da son yıllarda genç yetişkinlerdeki vaka sayısındaki artış dikkat çekiyor. Araştırmalar, bağırsak florasında bulunan bazı bakterilerin ürettiği "kolibaktin" adlı toksinin, DNA üzerinde bıraktığı hasarla genç yaşta görülen kolorektal kanserlerle ilişkili olabileceğini gösteriyor.

Memorial Göztepe Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Süleyman Günay, erken tanının tedavi başarısında belirleyici olduğunu belirterek, özellikle genç yaşta görülen belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Makattan kanama ve bağırsak alışkanlığındaki değişiklikler önemsenmeli

Genç bireylerde makattan kanama çoğu zaman hemoroid, bağırsak alışkanlığındaki değişiklikler ise stres veya düzensiz beslenme ile ilişkilendiriliyor. Ancak genç yaşta olmak kolorektal kanser riskini tamamen ortadan kaldırmıyor.

Özellikle dışkıda kan görülmesi, açıklanamayan kansızlık, istemsiz kilo kaybı, yeni başlayan kabızlık ya da ishal gibi belirtilerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Risk sadece genetik faktörlerle sınırlı değil

Kolorektal kanser gelişiminde genetik yatkınlık önemli rol oynasa da tek neden olarak görülmüyor. Fazla kilo, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, ultra işlenmiş gıdaların yoğun tüketimi ve bağırsak florasını olumsuz etkileyen çevresel faktörler de riski artırabiliyor.

Gereksiz antibiyotik kullanımının bağırsak mikrobiyotasını bozarak sindirim sistemi sağlığını olumsuz etkileyebileceği, son araştırmalarda öne çıkan kolibaktin toksininin de bağırsak florasının korunmasının önemini bir kez daha ortaya koyduğu belirtiliyor.

Şikâyet olmasa bile tarama yaptırılması öneriliyor

Kolorektal kanserde erken teşhisin tedavi başarısını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Doç. Dr. Süleyman Günay, 45 yaşından itibaren hiçbir şikâyet olmasa bile kolonoskopi taraması yapılmasının önem taşıdığını belirtiyor. Ailesinde kolon veya rektum kanseri bulunan kişilerde ya da alarm belirtileri görülen hastalarda ise tarama yaşının daha erkene çekilebileceği ifade ediliyor.

Kolonoskopinin yalnızca kanseri erken dönemde saptamak için değil, kanserleşme riski taşıyan polipleri henüz hastalık gelişmeden çıkarmaya da olanak sağladığı belirtiliyor.

Erken evrede ameliyatsız tedavi mümkün olabiliyor

Erken evrede tespit edilen kolorektal kanserler ve riskli lezyonlarda her zaman büyük cerrahi operasyonlara ihtiyaç duyulmuyor. Endoskopik Submukozal Diseksiyon (ESD) yöntemi sayesinde uygun hastalarda tümörlü veya kanserleşme riski taşıyan dokular herhangi bir cerrahi kesi yapılmadan endoskopik yöntemle çıkarılabiliyor.

ESD işleminde ağızdan ya da makattan ilerletilen ince endoskop kullanılıyor. Karında kesi açılmadan yalnızca hastalıklı bölge hedefleniyor ve sağlıklı dokular korunarak sorunlu alan tek parça halinde çıkarılıyor.

Hasta konforu ön planda tutuluyor

ESD uygulanan hastalar çoğu zaman aynı gün ya da kısa süreli gözlemin ardından taburcu edilebiliyor. Günlük yaşama dönüş süresinin klasik cerrahiye göre daha kısa olabildiği belirtilirken, özellikle kalın bağırsak ve rektum lezyonlarında organın korunmasının yaşam kalitesi açısından önemli avantaj sağladığı ifade ediliyor.

Bağırsak florasındaki bozulma kolon kanseri riskini genç yaşlara taşıyor

Doç. Dr. Süleyman Günay, ESD yönteminin her hastaya uygulanamayacağını belirterek, tedavinin başarısının doğru hasta seçimi, lezyonun erken dönemde saptanması ve işlemi gerçekleştiren ekibin deneyimine bağlı olduğunu vurguladı.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme