Bacaklardaki geçmeyen şişlik yalnızca kilo olmayabilir

Sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktiviteye rağmen özellikle kalça ve bacaklarda azalmayan simetrik şişlik ve kalınlık, lipödem belirtisi olabiliyor.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Haberin Özeti

  • Kalça ve bacaklarda diyet ve egzersize rağmen geçmeyen simetrik şişlik ve kalınlık, lipödem belirtisi olabilir.
  • Derya Eren, lipödemde beslenme planının kişiye özel hazırlanması gerektiğini, tek bir diyet modelinin herkese uygun olmadığını belirtti.
  • Kısa süreli ve katı diyetler yerine sebze, kaliteli protein, sağlıklı yağ ve lif kaynaklarını içeren sürdürülebilir bir beslenme düzeni öneriliyor.

Düzenli egzersiz ve beslenme programına rağmen bacak ve kalça bölgesindeki kalınlığın devam etmesi, her zaman fazla kiloyla ilişkili olmayabiliyor. Özellikle kadınlarda görülen lipödem, vücudun belirli bölgelerinde simetrik yağ dokusu birikimiyle kendini gösterebiliyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, lipödemin en sık kalça ve bacaklarda, daha nadir olarak ise kollarda görülebildiğini belirtti. Bölgesel kalınlaşmanın yanı sıra dokularda hassasiyet ve kolay morarma da tabloya eşlik edebiliyor.

Derya Eren, lipödemin ortaya çıkmasında hormonal değişimlerin de etkili olabildiğine dikkat çekerek özellikle ergenlik, hamilelik ve menopoz dönemlerinde görülme sıklığının arttığını ifade etti.

Lipödem tanısı alan kişilerde beslenmenin tedavi sürecinin önemli parçalarından biri olduğunu kaydeden Eren, uygulanacak beslenme programının kişiye göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

Eren, “Lipödemde tedavinin önemli parçalarından biri beslenme. Ancak herkese uygun tek bir beslenme modeli yok. Kişinin yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve şikâyetlerini değerlendirerek kişiye özel bir plan oluşturmak gerekiyor” dedi.

Düşük karbonhidratlı veya ketojenik beslenme modellerinin bazı kişilerde olumlu sonuçlar sağlayabildiğini aktaran Eren, bu yaklaşımların herkese aynı şekilde uygulanmasının doğru olmadığını söyledi.

Eren, “Bu yaklaşımların yaklaşık yüzde 80 oranında fayda sağladığı görülse de her birey için aynı beslenme modelinin uygun olduğunu söylemek doğru değil. Beslenme planındaki doğru düzenlemeler, kilo yönetiminin yanı sıra şişkinlik, ödem ve genel yaşam kalitesiyle ilgili şikâyetlerin yönetilmesine de katkı sağlayabilir. Burada en önemli nokta, beslenme yaklaşımının kişinin ihtiyaçlarına göre belirlenmesi” ifadelerini kullandı.

Glutensiz veya laktozsuz beslenme gibi eliminasyon yöntemlerinin de yalnızca ihtiyaç duyulan kişiler için değerlendirilmesi gerektiğini belirten Eren, gereksiz ve katı kısıtlamalardan kaçınılması gerektiğine dikkat çekti.

Lipödemde kısa süreli ve oldukça kısıtlayıcı diyetler yerine kişinin uzun vadede sürdürebileceği bir beslenme düzeninin oluşturulmasının daha önemli olduğunu ifade eden Eren, yeterli ve dengeli beslenmenin temel alınması gerektiğini kaydetti.

Eren, “Bazı kişilerde düşük karbonhidratlı veya ketojenik beslenme, bazı kişilerde ise enerji alımının düzenlenmesine yönelik farklı yaklaşımlar fayda sağlayabilir. Ancak burada amaç tek bir diyet modelini uygulamak değil, kişinin sürdürebileceği, yeterli ve dengeli bir beslenme düzeni oluşturmaktır” dedi.

Beslenme programında sebzeler, kaliteli protein kaynakları, sağlıklı yağlar ve lif içeriği yüksek besinlere yer verilmesinin önemine değinen Eren, baklagiller, kuruyemişler, tohumlar ve çeşitli baharatların miktarlarının da kişinin ihtiyaçlarına ve toleransına göre düzenlenebileceğini ifade etti.

Bacaklardaki geçmeyen şişlik yalnızca kilo olmayabilir

Derya Eren, lipödemle mücadelede beslenmenin tek tip bir reçete olarak görülmemesi gerektiğini, kişinin günlük yaşamına uyum sağlayabilecek ve uzun süre devam ettirebileceği bir beslenme planının tercih edilmesinin önem taşıdığını belirtti.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme