Avrupa'da kalp hastalıkları neden hâlâ ilk sırada?
Avrupa İlaç Kurumu'nun paylaştığı güncel veriler, kardiyovasküler hastalıkların Avrupa genelinde en yaygın ölüm nedeni olmayı sürdürdüğünü ortaya koydu.
Avrupa İlaç Kurumu (EMA), yıllık faaliyetlerine ilişkin düzenlediği basın toplantısında Avrupa’nın karşı karşıya olduğu en büyük sağlık tehditlerinden birine dikkat çekti. Toplantıda konuşan EMA Terapötik Alanlar Departmanı Başkanı Francesca Day, kardiyovasküler hastalıkların kıta genelinde hâlâ başlıca ölüm nedeni olduğunu vurguladı.
Day, “Kardiyovasküler hastalıklar Avrupa’da önde gelen ölüm nedeni olmaya devam ediyor ve her yıl 1,7 milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açıyor.” diyerek sorunun boyutunu rakamlarla ortaya koydu. Bu hastalıkların yalnızca ölüm oranlarıyla sınırlı kalmadığını ifade eden Day, sakatlık, erken emeklilik ve işe devamsızlık gibi sonuçlar doğurduğunu, bunun da bireylerin yaşam kalitesini düşürürken ortalama yaşam süresini olumsuz etkilediğini dile getirdi.
Toplantıda paylaşılan veriler, kardiyovasküler hastalıklara zemin hazırlayan risk faktörlerinde de endişe verici bir artış yaşandığını gösteriyor. Francesca Day, istatistiklerin tabloyu açık biçimde ortaya koyduğunu belirterek, “Yetişkinlerin yüzde 54’ü fazla kilolu. Her 3 gençten 1’i fazla kilolu veya obez. Nüfusun yüzde 25’inde hipertansiyon bulunuyor.” ifadelerini kullandı. Bu oranların, önümüzdeki yıllarda kalp ve damar hastalıklarının sağlık sistemleri üzerindeki yükünü daha da artırabileceğine işaret etti.
Day, yalnızca tedaviye odaklanmanın yeterli olmayacağını, önleyici politikaların ve farkındalık çalışmalarının büyük önem taşıdığını vurguladı. Bu kapsamda Avrupa Komisyonu tarafından yakın zamanda hayata geçirilen AB Güvenli Kalpler Planı’nı (EU Safe Hearts Planı) hatırlatan Day, EMA’nın kendi sorumluluk alanı çerçevesinde bu planı destekleyeceğini söyledi. Day’e göre, ilaç politikaları ile halk sağlığı stratejilerinin uyumlu biçimde ilerlemesi, kardiyovasküler hastalıklarla mücadelede kritik rol oynuyor.
Basın toplantısında diyabet ve obezite tedavilerinde kullanılan ve son dönemde kamuoyunda geniş yankı uyandıran glukagon benzeri peptid-1 reseptör agonistleri, yani GLP-1 ilaçları da gündeme geldi. Francesca Day, bu ilaç sınıfına yönelik ilginin çok yüksek olmaya devam ettiğini belirterek, özellikle obezite tedavisinde yarattığı beklentilere dikkat çekti.
Ancak Day, bu noktada önemli bir uyarıda bulundu. GLP-1 ilaçlarının yanlış algılanmaması gerektiğini vurgulayan Day, “Bu ilaçlar yaşam tarzı için kısa yol değildir.” dedi. Bu tedavilerin uzun vadeli kullanım gerektirdiğini ve mutlaka tıbbi gözetim altında uygulanması gerektiğini ifade eden Day, ilaçların sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin yerini alamayacağını, ancak uygun hastalarda etkili bir destekleyici tedavi olabileceğini dile getirdi.
EMA’nın paylaştığı veriler, Avrupa’da kardiyovasküler hastalıkların yalnızca bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir meydan okuma olduğunu da ortaya koyuyor. Artan obezite oranları, genç yaşlarda başlayan sağlık riskleri ve yaygın hipertansiyon, gelecekte sağlık harcamalarının daha da artabileceğine işaret ediyor. Uzmanlara göre, bu tabloyla mücadelede ilaç tedavilerinin yanı sıra, önleyici sağlık politikaları, erken tanı ve yaşam tarzı değişikliklerini teşvik eden kapsamlı stratejiler belirleyici olacak.
Bakmadan Geçme