• Haberler
  • Dünya
  • Almanya neden üretim için rotayı Türkiye'ye çeviriyor

Almanya neden üretim için rotayı Türkiye'ye çeviriyor

AHK Türkiye Başkanı Bige Yücel, Alman şirketlerinin Türkiye'yi yalnızca büyük bir pazar olarak değil Avrupa'dan Orta Asya'ya uzanan geniş coğrafyada stratejik bir üretim, yatırım ve tedarik üssü olarak konumlandırdığını açıkladı.

Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası (AHK Türkiye) Başkanı Bige Yücel, Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik ilişkilerin kısa vadeli ticaret rakamlarının ötesinde, yapısal ve uzun vadeli bir dönüşüm sürecine girdiğini söyledi. İstanbul’da AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Yücel, iki ülke arasındaki iş birliklerinin sanayi politikaları, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme ekseninde yeniden şekillendiğini vurguladı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de faaliyet gösteren Alman sermayeli şirket sayısının 8 bin 250’ye ulaştığını belirten Yücel, Almanya’nın Türkiye’de en fazla yatırımcıya sahip ülkeler arasında üst sıralarda yer aldığını ifade etti. Söz konusu şirketlerin sanayi, otomotiv yan sanayi, makine, enerji, lojistik ve dijital altyapı gibi stratejik alanlarda yoğunlaştığını aktaran Yücel, bu tablonun Türkiye’nin üretim kapasitesini ve sanayi altyapısını açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi.

Alman şirketlerinin Türkiye’ye bakış açısının son yıllarda belirgin şekilde değiştiğini söyleyen Yücel, “Türkiye artık yalnızca geniş bir iç pazar değil; Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya’ya erişim sağlayan stratejik bir üretim ve tedarik merkezi olarak değerlendiriliyor. Genç ve nitelikli iş gücü ile güçlü sanayi altyapısı bu algıyı destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor” dedi.

Türk yatırımcıların Almanya pazarında karşılaştıkları finansmana erişim sorunlarının da gündemlerinde önemli bir başlık olduğunu kaydeden Yücel, Alman finans kuruluşlarıyla geliştirilecek iş birlikleri sayesinde Türk şirketlerinin Almanya’daki yatırım ve büyüme süreçlerini daha ulaşılabilir hale getirmeyi hedeflediklerini aktardı.

Son dönemde Türkiye ile Almanya arasında artan üst düzey diplomatik temasların ekonomik ilişkiler açısından da olumlu bir iklim yarattığını belirten Yücel, bu temasların ticaret, yatırım ve sanayi alanlarında daha derin ve kalıcı iş birliklerinin önünü açtığını ifade etti. AHK Türkiye’nin 2026 vizyonu kapsamında yeşil dönüşüm ve enerji, dijitalleşme, sanayi politikaları, rekabetçilik, üretim maliyetleri, nitelikli iş gücü ve yatırım ortamının güçlendirilmesini öncelikli alanlar olarak ele aldığını söyledi.

Türkiye-AB ilişkileri çerçevesinde Gümrük Birliği’nin modernizasyonu konusunun uzun süredir gündemlerinde olduğunu hatırlatan Yücel, bu alandaki çalışmaların ilgili kurumlarla iş birliği içinde devam ettiğini aktardı. AB’nin hız kazanan yeni sanayi politikalarının Türk sanayisi ve tedarik zincirleri üzerindeki etkilerinin yakından analiz edildiğini belirten Yücel, Türkiye’nin bu yeni sanayi yapısında tamamlayıcı ve güçlü bir ortak olarak konumlanması için katkı sunduklarını dile getirdi.

İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin küresel belirsizliklere rağmen istikrarlı seyrini koruduğunu ifade eden Yücel, Almanya’nın uzun yıllardır Türkiye’nin en önemli ticaret ortaklarından biri olduğunu vurguladı. 2024 yılında yaklaşık 50 milyar dolara ulaşan ticaret hacminin, 2025 yıl sonunda 48-52 milyar dolar bandında gerçekleşmesinin beklendiğini aktaran Yücel, asıl önemli olanın ticaretin niteliğindeki dönüşüm olduğuna dikkat çekti. Yeşil ve dijital odaklı ürün ve hizmetlerin ticaretteki payının artmasının, ekonomik ilişkileri daha dayanıklı hale getirdiğini söyledi.

Otomotiv, makine, üretim teknolojileri, enerji ve kimya sektörlerinin ticaret hacminin ana taşıyıcıları olmaya devam ettiğini belirten Yücel, raylı sistemler ve ulaştırma altyapısının ise son dönemde öne çıkan stratejik iş birliği alanları arasında yer aldığını kaydetti. Türkiye’de artan raylı altyapı yatırımlarının, Alman firmalarının güçlü olduğu mühendislik ve teknoloji çözümleriyle örtüştüğünü ifade eden Yücel, bu alanda uzun vadeli ve yüksek katma değerli ortaklıklar için güçlü bir zemin oluştuğunu dile getirdi.

COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olmasının iş dünyası açısından kritik bir eşik olduğuna dikkat çeken Yücel, iklim politikalarının ticaret ve rekabet gücü üzerindeki etkisinin giderek arttığını söyledi. Karbon fiyatlandırması, sınırda karbon düzenlemesi, yeşil finansman ve uyum maliyetlerinin şirketlerin stratejilerini doğrudan etkilediğini vurgulayan Yücel, yeşil dönüşümün artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, sanayinin geleceğini belirleyen temel bir rekabet unsuru olduğunu ifade etti.

AHK Türkiye olarak COP31 sürecine paralel şekilde enerji ve yeşil dönüşüm odaklı etkinlikler, iş dünyası buluşmaları ve somut iş birliği modelleri geliştirmeyi planladıklarını aktaran Yücel, Türk iş insanlarının Almanya’ya seyahatlerinde yaşadıkları vize ve süreç sorunlarına da çözüm üretmeye çalıştıklarını belirtti. Business Fast Track uygulamasıyla iş seyahatlerinin kolaylaştırılmasının, iş dünyası açısından zaman ve güven kaybını azaltan önemli bir kazanım sağladığını söyledi.

Yücel, Türkiye ve Almanya’nın yalnızca ticaret hacmini büyüten değil, aynı zamanda yeşil ve dijital ekonomide birlikte yön belirleyen iki güçlü ortak olarak konumlanmasına katkı sunmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
AA

Bakmadan Geçme