Ağızdaki değişiklikler konuşmayı doğrudan etkileyebiliyor
Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, diş kayıpları ve protez uygulamalarının konuşma fonksiyonunu etkileyebileceğini belirterek, doğru planlanan protezlerin hem konuşma hem de yaşam konforu açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Haberin Özeti
- • Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, diş kayıpları ve protezlerin konuşma fonksiyonunu etkilediğini belirtti.
- • Bellaz, doğru konumlandırılmayan protezlerin dilin temas noktalarını bozarak konuşmayı olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.
- • Protezlere alışma sürecinde geçici konuşma sorunları yaşansa da, genellikle birkaç ay içinde konuşmanın düzeldiği kaydedildi.
Konuşma sırasında dil, dudaklar, dişler ve ağız içindeki birçok yapının birlikte çalıştığını belirten uzmanlar, bu yapılarda meydana gelen değişikliklerin konuşma üzerinde doğrudan etkili olabileceğine dikkat çekiyor. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, özellikle diş kayıpları sonrasında kullanılan protezlerin ağız yapısına uyum sürecinde geçici konuşma problemlerine yol açabileceğini ifade etti.
Dişlerin ağız içerisindeki konumunun konuşma mekanizması açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bellaz, diş kayıplarının konuşma fonksiyonlarını etkileyebildiğini belirterek, “Bu yapılardan herhangi birindeki şekil bozukluğu veya eksiklik, konuşmayı etkileyebilir. Dolayısıyla dişlerin çekilmesi de konuşmayı bozabilir.” dedi.
Özellikle damak protezi kullanan hastalarda yeni yapıya alışma sürecinde bazı değişikliklerin görülebileceğini kaydeden Prof. Dr. Bellaz, “Ancak genellikle birkaç aylık alışma sürecinin ardından konuşma yeniden düzelir. Hasta, dişsizliğe alıştıktan sonra yeni dişler yapıldığında konuşma tekrar kısa süreli olarak etkilenebilir. Bunun nedeni, ağız içindeki yeni yapıya uyum sağlama sürecidir.” şeklinde konuştu.
Protez planlamasında hassasiyet büyük önem taşıyor
Protez uygulamalarında dişlerin doğru konumlandırılmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Bellaz, konuşmanın sağlıklı şekilde devam edebilmesi için dişlerin doğal anatomik sınırlar içerisinde yerleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Bu konuda açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Bellaz, şunları söyledi:
“Bu, takıp çıkarılabilen bir protez, sabit köprü veya implant üstü protez olabilir. Eğer dişler olması gereken yerden daha içeride ya da daha dışarıda konumlandırılırsa, doğuştan sahip olduğumuz konuşma mekanizması olumsuz etkilenebilir. Çünkü dilin temas etmesi gereken belirli noktalar vardır. Dişler çok geride olursa dil dişlere takılabilir; çok ileride olursa ise hava kaçakları meydana gelebilir. Bu nedenle protez yapılırken dişlerin hem boyu hem de konumu konusunda son derece hassas davranılması gerekir. Hareketli ya da sabit protezlerde bu kurallara dikkat edilmediğinde konuşma bozulabilir. Ancak planlama ve uygulama doğru yapıldığında protezler konuşma açısından herhangi bir sorun yaratmaz.”
Protezlerde gıda birikimi tamamen önlenemeyebilir
Protez kullanan kişilerde en sık karşılaşılan sorunlardan birinin de protez altına gıda kaçması olduğunu belirten Prof. Dr. Bellaz, bunun tamamen ortadan kaldırılamasa da doğru uygulamalarla azaltılabileceğini söyledi.
Diş kayıplarından sonra çene kemiğinde zamanla erime meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Bellaz, “Normalde alt çenenin yüksekliği yaklaşık 4-5 santimetreyken, dişlerin çekilmesinden sonra kemik erimesine bağlı olarak bu yükseklik 2-2,5 santimetreye kadar düşebilir. Biz protezlerle bu kaybı telafi etmeye çalışsak da protezin uyumu ne kadar iyi olursa olsun, bazı durumlarda kenarlarda az miktarda gıda birikimi oluşabilir.” açıklamasını yaptı.
Doğru planlama konforu artırıyor
Protezlerin ağız dokularına uyumunun artırılmasının hem kullanım rahatlığı hem de hijyen açısından önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Bellaz, “Ayrıca tutuculuğu yeterli olmayan protezlerde kullanılan protez yapıştırıcıları da protezin altında gıda birikmesini azaltmaya yardımcı olabilir. Bu ürünler toz veya krem formunda bulunabilir.” dedi.
Tedavilerde temel hedefin fonksiyonel, estetik ve hijyen açısından en iyi sonucun elde edilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bellaz, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Sabit köprülerde de benzer durumlar yaşanabilir. Eksik dişlerin yerine yapılan köprülerde, özellikle diş eti çekilmesine bağlı olarak bazı bölgelerde gıda birikimi görülebilir. Ancak burada söz konusu olan genellikle yoğun bir birikim değil, küçük kalıntılardır. Bu nedenle düzenli diş fırçalama, arayüz fırçası kullanımı ve ağız hijyenine dikkat edilmesi büyük önem taşır. Diş eti çekilmesi meydana geldiğinde, kaybedilen dokuları tamamen geri getirmek her zaman mümkün olmayabilir. Diş çekildiğinde yalnızca diş değil, aynı zamanda onu çevreleyen kemik dokusu da kaybedilir. Bu durum zamanla bazı boşlukların oluşmasına ve gıda birikimine zemin hazırlayabilir. Biz protezleri planlarken bu boşlukları azaltmak amacıyla bazı düzenlemeler yapıyoruz. Ancak her tedavinin belirli sınırları vardır. Mükemmel sonuç her zaman mümkün olmasa da amaç, hastaya fonksiyonel, estetik ve hijyen açısından en iyi sonucu sunmaktır.”
