99 ve 6 Şubat Depremlerinde Kaybolan Çocuklar Nerde?

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri'nde kaybolan çocuklar, her iki felaketin ardından en çok tartışılan ve acılı konular arasında yer alıyor.

Bu iki depremde de enkazdan çıkarılan, hastanelere sevk edilen veya ailesinden ayrı düşen bazı çocukların akıbeti yıllardır netleşmedi; resmi rakamlar ile sivil toplum örgütleri ve ailelerin beyanları arasında farklar bulunuyor.

1999 Marmara Depremi'nde resmi raporlara göre toplam 5.840 kişi kayıp olarak kaydedildi. Bunların önemli bir kısmının çocuklar olduğu iddia ediliyor; ancak resmi kayıtlarda çocuklara özel net bir sayı yok. Bazı kaynaklar ve tanık beyanları, deprem sonrası kaos ortamında sahte ambulanslar, hastanelerde kaybolan bebekler ve çocuklar, "evlatlık verildi" denilerek götürülen kız çocukları gibi vakalardan bahsediyor. Aradan geçen 27 yıla rağmen bu çocukların büyük çoğunluğunun akıbeti aydınlatılamadı. DNA eşleştirmeleriyle kimsesiz mezarlıklardan bazı tanımlamalar yapıldıysa da, kayıp çocuklara dair somut bir "bulundu" haberi nadiren geldi. Bugün hayatta olanların (özellikle 1999'da 10 yaş üstü olanların) 35-40 yaşlarında olması bekleniyor, ancak hiçbirinin kendiliğinden ortaya çıkmaması soru işaretlerini artırıyor.

6 Şubat 2023 depremlerinde ise durum daha güncel ve tartışmalı. Resmi açıklamalara göre (İçişleri Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verileri), deprem sonrası 1.912 civarında refakatsiz çocuk kayıt altına alındı; bunların büyük kısmı (çoğu kaynakta 1.800+) ailelerine kavuşturuldu veya devlet korumasına alındı. Ancak kayıp başvuruları farklı rakamlar veriyor: Depremden 3 ay sonra 86'sı çocuk 297 kayıp müracaatı, Kasım 2024'te ise 75 kayıp depremzede (30'u çocuk) açıklandı. CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara gibi isimler ve bazı sivil toplum örgütleri (örneğin Deprem Mağdurları ve Kayıp Yakınlarıyla Dayanışma Derneği - DEMAK) 140-145 kişi (38'i çocuk) hâlâ kayıp listesi tuttuklarını belirtiyor. BBC Türkçe'nin 2025 tarihli incelemesinde de en az 30 çocuğun akıbetinin belirsiz olduğu vurgulanıyor. Aileler hâlâ "gidecek mezarımız bile yok" diyerek çocuklarını arıyor.

Her iki depremde de ortak nokta, afet sonrası kaos, kimlik tespitindeki gecikmeler, hastane ve enkaz yönetimindeki eksiklikler nedeniyle bazı çocukların enkaz altında kalmış olabileceği, bazılarının ise travma sonrası vefat edip isimsiz gömüldüğü (kurtarma ölümü) ihtimali. Sosyal medyada dolaşan "kaçırıldı", "organ mafyası", "Epstein bağlantısı" gibi iddialar ise somut delille doğrulanmadı; yetkililer bunları komplo teorisi olarak nitelendiriyor ve sistematik kaçırılma vakası tespit edilmediğini söylüyor. Yine de ailelerin kapı kapı dolaşarak arayışı, TBMM'de reddedilen araştırma önergeleri ve şeffaf veri eksikliği, konuyu yıllardır canlı tutuyor.

Resmi makamlar "kayıp çocuk kalmadı" veya "çok az sayıda belirsiz dosya var" derken, aileler ve bağımsız kaynaklar hâlâ onlarca çocuğun izinin sürülmediğini savunuyor. 1999'dakiler için umut neredeyse tükenmişken, 2023 depreminde hâlâ arayış sürüyor. Bu belirsizlik, afet yönetiminde çocuk koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini bir kez daha gösteriyor.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme