• Haberler
  • Sağlık
  • 35 yaşından sonra yürüyüşe başlayacaklar dikkat: Bu belirtilerde hemen durun

35 yaşından sonra yürüyüşe başlayacaklar dikkat: Bu belirtilerde hemen durun

Acıbadem Kartal Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, özellikle 35 yaşından sonra ve uzun süredir hareketsiz olan kişilerin yürüyüşe başlarken tempoyu kademeli artırması gerektiğini belirterek göğüs ağrısı, olağan dışı nefes darlığı, baş dönmesi ve soğuk terleme gibi belirtilerde yürüyüşün bırakılması gerektiğini söyledi.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Haberin Özeti

  • • Prof. Dr. Murat Turfan, 35 yaş üstü hareketsiz kişilerin yürüyüşte göğüs ağrısı, nefes darlığı, baş dönmesi gibi belirtilerde hemen durmasını önerdi.
  • • Sigara, diyabet, hipertansiyonu olanlar ve kalp hastalığı riski taşıyanlar doktor kontrolünden geçmeli; tempoyu kademeli artırıp "konuşma testi" ile ayarlamalıdır.
  • • Dünya Sağlık Örgütü, haftada 150 dakika orta şiddette yürüyüşü 5 güne yayarak 30'ar dakikalık veya kısa parçalar halinde yapmayı öneriyor.

Yürüyüş, günlük hayatın içine kolaylıkla dahil edilebilen fiziksel aktivitelerin başında geliyor. Dünya Sağlık Örgütü yetişkinler için haftada 150-300 dakika orta şiddette fiziksel aktivite önerirken, yürüyüşün süresi kadar kişinin sağlık durumuna uygun bir tempoda yapılması da önem taşıyor.

Acıbadem Kartal Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, 4 Ekim Dünya Yürüyüş Günü kapsamında yaptığı açıklamada, özellikle 35 yaşından sonra yürüyüşe başlayacak kişilerin dikkat etmesi gereken noktaları anlattı.

35 yaş tek başına sınır değil

Prof. Dr. Murat Turfan, 35 yaşından sonra yürüyüş kurallarının değişmediğini, ancak kişinin kendi sağlık risklerini bilmesinin daha önemli hale geldiğini belirtti.

Uzun süredir egzersiz yapmayanların yanı sıra sigara kullanan, hipertansiyon, diyabet veya yüksek kolesterolü bulunan kişilerin yürüyüş programına başlamadan önce sağlık durumlarını değerlendirmeleri gerektiğini ifade eden Turfan, ailesinde erken yaşta kalp hastalığı bulunanların da bu konuda dikkatli olması gerektiğini söyledi.

Bilinen kalp-damar hastalığı bulunan kişilerin ise yürüyüşün süresi ve temposunu kendi hekimlerinin önerilerine göre belirlemesi gerekiyor.

Yürüyüşe hızlı başlamak yerine vücudun hazırlanmasına zaman verilmesi gerekiyor. İlk 5-10 dakikanın daha düşük tempoda geçirilmesi, ardından hızın kademeli olarak artırılması öneriliyor.

Aynı yöntem yürüyüşün sonunda da uygulanmalı. Yüksek tempodan bir anda durmak yerine son birkaç dakikada hızın azaltılması gerekiyor. Isınma ve soğuma bölümleri, özellikle yüksek tempoda yürüyenler ile kalp-damar hastalığı bulunan kişiler açısından daha fazla önem taşıyor.

Doğru tempoyu konuşarak anlayabilirsiniz

Yürüyüş sırasında uygun hızın belirlenmesi için sürekli nabız kontrolü yapmak şart değil. Prof. Dr. Murat Turfan, bunun için “konuşma testi” olarak bilinen basit yöntemin kullanılabileceğini belirtti.

Turfan, “Orta tempolu bir yürüyüşte konuşabilir, ancak uzun cümleleri rahatça söylemekte zorlanırsınız. Konuşamayacak kadar nefes nefese kalıyorsanız temponuz fazla yüksek olabilir” dedi.

Bu sınırın herkes için aynı olmadığına işaret eden Turfan, düzenli egzersiz yapan bir kişi ile uzun süredir hareketsiz yaşayan bir kişinin orta şiddetteki yürüyüş temposunun farklı olabileceğini kaydetti.

Haftada 150 dakika hedeflenebilir

Yürüyüşü haftanın tek bir gününde uzun süre yapmak yerine günlere bölmek daha uygun bir program oluşturuyor. Haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite hedefi, haftanın 5 günü 30’ar dakikalık yürüyüşlerle tamamlanabiliyor.

30 dakikanın tek seferde yürünmesi de şart değil. Gün içerisindeki 10-15 dakikalık yürüyüşler bir araya getirilerek toplam süreye ulaşılabiliyor.

Ağır bir öğünün hemen ardından yüksek tempoda yürümek hazımsızlık, şişkinlik ve rahatsızlık hissine yol açabiliyor. Büyük öğünlerden sonra bir süre beklenmesi ve yürüyüşe düşük tempoyla başlanması gerekiyor.

Hava şartları da yürüyüş programında dikkate alınmalı. Sıcak ve nemli havalarda vücudun ısı dengesini sağlaması zorlaşırken, çok soğuk havalarda damarların büzüşmesi ve tansiyonun yükselmesi söz konusu olabiliyor. Kalp hastalığı bulunan kişilerin aşırı sıcak ve soğuk hava koşullarında daha dikkatli hareket etmesi gerekiyor.

Bu belirtiler varsa yürüyüşü bırakın

Prof. Dr. Murat Turfan, yürüyüş sırasında göğüste baskı veya sıkışma, kola, sırta ya da çeneye yayılan ağrı, alışılmışın dışında nefes darlığı, belirgin çarpıntı, baş dönmesi, soğuk terleme veya bayılacak gibi olma hissinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

35 yaşından sonra yürüyüşe başlayacaklar dikkat: Bu belirtilerde hemen durun

Bu belirtilerden biri ortaya çıktığında yürüyüşe devam edilmemesi gerektiğini belirten Turfan, şikâyetler kısa sürede geçmesine rağmen tekrarlıyorsa hekim değerlendirmesi yapılmasını önerdi.

Belirgin veya devam eden göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı ya da bayılma durumunda ise acil tıbbi yardım alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Turfan, yürüyüşte amacın kişinin sınırlarını zorlaması değil, düzenli ve güvenli hareket ederek sağlığını desteklemesi olduğunu ifade etti.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme